(4721 S. K. m. 699)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda gün ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılar tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Uyuşmazlık, bir adet taşınmazın ortaklığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece, satış kararı verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs. gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ilişkin olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın bütün değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaca, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ilişkin olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Olayımıza gelince;
Davaya konu edilen ve satışına karar verilen 407 Ada 9 parsel s. taşınmaz üzerinde beş katlı bir bina bulunduğu yapılan keşif sonucu belirlenmiştir. Davalılar, söz konusu binanın üçüncü, dördüncü ve beşinci katlarının kendileri tarafından yaptırıldığını ileri sürerek 12.07.2006 gününde Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davacı aleyhine mülkiyetin tespiti ile tapu iptal ve tescil davası açmışlardır. Bu davanın davalılar yararına sonuçlanması halinde bütünleyici parçanın aidiyeti belirlenmiş olacağından satış bedelinin yukarıdaki ilkeler doğrultusunda dağıtılması gerekecektir. Bu halde mahkemece muhdesatın aidiyetine ait işbu davanın bekletici mesele yapılması ve satış bedelinin buna göre dağıtılması hususu göz ardı edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK. nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istem halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden iadesine, 16.06.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy