(1086 S. K. m. 7) (4787 S. K. m. 4) (4721 S. K. m. 226)
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan ziynet alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kâğıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet eşyalarının ve düğünde takılan paraların iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davalı Sevim hakkındaki davanın reddine, davalı Seçkin hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalılardan Seçkin tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının davacıya şiddet kullandığını, düğünde davacı geline takılan ziynet eşyaları ile paraların davalı tarafından alınıp müşterek evin terk edildiğini belirterek ziynet eşyalarının mevcut ise aynen iadesini, mevcut değil ise bedelinin ve davacıya ait 3.000 USD karşılığı Türk Lirasının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili istemin reddini savunmuştur. Mahkemece davalı Sevim hakkındaki davanın reddine, davalı Seçkin hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabındaki üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK'nun 118-395 mad.) kaynaklanan bütün davalara aile mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır.
Olayımıza gelince; dava kişisel malların iadesi istemine ilişkindir. Kişisel eşyaların iadesine ilişkin davaların Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce veya sonra açılmasına bakılmaksızın aile mahkemesinde görülmesi zorunludur. Her ne kadar aile mahkemelerinin kurulmasına ilişkin yasanın yürürlüğe girmesinden önce dava karara bağlanmış ise de hüküm henüz kesinleşmemiştir. Bu nedenle bağımsız aile mahkemesi bulunan yerlerde bağımsız aile mahkemesinde, bağımsız aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerekmektedir. Kişisel malların iadesi Türk Medeni Kanununun 226ncı maddesinde düzenlenmiş olup, davanın bu madde hükümlerine göre çözümlenmesi icap eder. Söz konusu maddenin Türk Medeni Kanunu'nun 2. kitabında yer aldığı ve aile mahkemesi sıfatıyla görülüp sonuçlandırılması gerekirken bu husus düşünülmeden asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam edilip sonuçlandırılması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 03.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy