(1086 S. K. m. 440) (818 S. K. m. 266)
Dava ve Karar: Davacı tarafından kiralananda fuzuli şagil durumunda olan davalıların tahliyesi ve fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250 TL tazminatın tahsiline yönelik olarak açılan davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen yukarda gün ve numarası yazılı karar Dairemizin 9.11.2009 tarih ve 4958-9629 s. ilamı ile onanmasına karar verilmiş idi. Bu kararın incelenerek düzeltilmesi davalılar vekili tarafından süresi içerisinde istenilmiş olmakla dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Mahkemenin kararında ve Yargıtay ilamında yazılı nedenlere göre HMUKnun 440. maddesinde yazılı hallerden hiç birine uymayan tahliyeye ait karar düzeltme istemi yerinde değildir.
2- Davalılar vekilinin tazminata ait karar düzeltme istemine gelince;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, kiralananda fuzuli şagil durumunda olan davalıların sair komşu dükkanla olan duvarları yıkarak birleştirmek suretiyle işletmeye başladıklarını belirterek, davalıların tahliyesinin yanı sıra taşınmazların birleştirilmesinden dolayı kiralanana verdikleri zarar sebebiyle fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250 TLnin de davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili, müvekkillerinin kiralanandan fuzuli şagil olmadıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davacı vekili, davada dava dışı A. B. isimli şahıs ile aralarında düzenlenen 1.1.1997 başlangıç günlü ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile, 1.1.2000 gününde aynı kiracı ile bir yıl süreyle yenilenen kira sözleşmesine dayanarak istemde bulunmuştur. Dava, sözleşmelerin üçüncü maddesindeki devir yasağına aykırı hareket edilmesi sebebiyle kiracı hakkında akde aykırılık sebebiyle değil, doğrudan fuzuli şagil oldukları iddia edilen davalılar hakkında açılmıştır. Bu halde ortada geçerli ve halen devam etmekte olan bir kira sözleşmesi olup kiralananın bölme duvarının yıkılması sebebiyle tazminat hakkının doğduğu kabul edilemez. Çünkü kiralananı geri verme borcuna aykırı davranıldığı bu aşamada ileri sürülemez. Gerçekten Borçlar Kanununun 266. maddesi hükmüne göre kiralanan ne halde teslim alınmış ise kiranın bitiminde ve o halde ve yöresel adete göre geri verilmelidir. Kira sözleşmesi sona ermediğinden kiralananı geri verme borcu henüz doğmamıştır. Kiranın bitiminde kiralananın duvarı yapıldıktan sonra teslim alındığı şekliyle geri verilmesi mümkün olup, ancak bu aşamada duvar yapılmaksızın kiralananın iade edilmesinin söz konusu olması halinde tazminat sorumluğu doğacağından mahkemece tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken tazminat isteminin de kabul edilmesinin doğru olmadığı bu defaki incelemeden anlaşılmakla davalıların karar düzeltme isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı sebeplerle davalıların tahliyeye ait karar düzeltme isteminin REDDİNE, yukarıda (2) nolu bentte yazılı sebeplerle davalıların tazminata ait karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 9.11.2009 tarih ve 4958-9629 s. tazminata ait onama kararının kaldırılarak yerel mahkemenin 18.12.2008 tarih ve 2006/1508 esas, 2008/2124 karar s. kararının BOZULMASINA ve karar düzeltme harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına 02.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy