(1086 S. K. m. 445) (4721 S. K. m. 194)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı yargılanmanın yenilenmesi davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, H.U.M.K.nun 445 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı A. T. ve davalılar F. N. T., S. K. vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalılardan A. T.'ın 10.5.2003 tarihinde evlendiklerini, 2008 Ada 9 parselde bulunan daireyi 1.9.2003 tarihinde satın aldıklarını, tapu kaydının davalı eşi A. T. adına çıkarıldığını, 23.2.2004 tarihinde T.M.K.nun 194. maddesi Gereğince aile konutu şerhi konulduğunu, diğer davalıların eşine karşı açtıkları onalım sebebiyle tapu iptali ve tescil davasının sulh anlaşması ile sonuçlanması üzerine aile konutu şerhi konulan dairenin bulunduğu taşınmazda eşinin payının kalmadığını, müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla hile ile onalım davasının sulh ile sonuçlandırıldığını ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi yoluyla tescilin iptaline, taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konulmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılar F. N. T. ve S. K. vekili, müvekkillerinin 2008 Ada 9 parselde paydaş olduklarını, paydaşlardan Feridun Tan'ın payını satması üzerine kullanılan onalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davasının karara bağlanarak kesinleştiğini, davacının bu davada taraf olmadığından yargılamanın iadesini isteyemeyeceğini bildirmiş, davalı A. T. vekili ise müvekkilinin satın aldığı dairenin bulunduğu gayrimenkule ilişkin diğer paydaşların onalım hakkını kullanarak açtıkları dava sonucu taşınmazın adlarına tescil edildiğini, müvekkilinin serbest iradesi ile yapılan bir işlem bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Yargılamanın iadesi kesin hükmün bertaraf edilmesini amaçlayan ancak H.U.M.K.nun 445. maddesinde sayılan sınırlı sebeplerle başvurulabilecek fevkalade bir kanun yoludur. Onun içindir ki yasada bu yola başvurabilecekler de sınırlı tutulmuştur. H.U.M.K.nun 445. ve müteakip maddeleri gereğince yargılamanın iadesini hüküm, aleyhine olan tarafın haleflerine veya alacaklılarına zarar vermek için davanın taraflarının anlaşarak hile ile o taraf aleyhine hükmün verilmesini sağlamış olmaları halinde, hüküm, aleyhine olan tarafın halefleri veya alacaklıları isteyebilir.
Olayımıza gelince; davaya konu edilen 2008 Ada 9 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olan F. T. 1/20 payını davalı A. T.'a 15.000,00 TL bedelle satmıştır. A. T.'ın eşi olan davacı tarafından 23.2.2004 tarihinde satın alınan pay üzerine aile konutu şerhi konulmuştur. Taşınmazın diğer paydaşları F. N. T. ile F. S. K., davalı A. T.'a yapılan pay satışı sebebiyle onalım haklarını kullanarak davalı adına tescil edilen payın iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir. Şişli 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.7.2005 tarih ve 2004/427 ES. 2005/359 K sayılı ilamı ile taraflar arasında sulh anlaşması gereği davanın kabulüyle davalı A. T.'ın payının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş olup 20.7.2005 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bunun üzerine 9.5.2005 tarihinde aile konutu şerhi terkin edilmiştir.
4721 Sayılı Kanun'un 194. maddesi aile konutunu koruma altına almış olup konut üzerinde hak sahibi olan eşin konutun kaybedilmesine sebep olabilecek tasarrufların geçerliliğini diğer eşin açık rızasına bağlamıştır. Dava konusu konutun üzerinde bulunduğu taşınmazda pay sahibi olan davacının eşi A. T.'a karşı diğer paydaşlar tarafından açılan onalım davası sonucu payın iptali sebebiyle aile konutu şerhi terkin edilmiştir. Paylı mülkiyette aile konutu şerhi konulması da bütün paydaşların oybirliği ile alacakları karar sonucu olabilecektir. Davacı, tarafı olmadığı önalım davasının kendisinden mal kaçırmak amacıyla sulh ile sonuçlandırılmak suretiyle aile konutu şerhinin terkin edildiğini, önalım davasının yargılamasının yenilenmesini istemekte hukuki yararı bulunduğunu belirterek işbu davayı açmış ise de yukarda açıklanan sebeplerle davacının aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, husumet sebebiyle davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 14.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy