MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR TARİHİ:16.7.2009
ÜÇÜNCÜ ŞAHIS:Dahili Davalı:...-... ve ark.
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, kira farklarının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatına ilişkindir.Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının Kazım Karabekir İlköğretim Okulu kantininde 15.2.1996 tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, sözleşmenin il daimi encümeninin 26.8.1999 tarihli kararı ile uzatıldığını, işletme bedelinin de yeniden belirlendiğini, encümen kararında işletme bedeline ikinci kez itirazda bulunulması halinde sözleşmenin feshedilerek yeniden ihaleye çıkarılacağının belirtildiğini, davalı ikinci kez saptanan kira parasına da itiraz ettiğinden davacının kantin işletmesini davalıya vermekten vazgeçerek ihaleye çıkarma kararı aldığını, davalının da bunun üzerine kiracılığın tespiti ve muarazanın giderilmesine ilişkin olarak dava açtığını, davanın kabulüne dair verilen kararı onayan Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin sözleşmenin 1.050 TL üzerinden yenilendiğini hüküm altına aldığını, bu durumda davacının encümen kararına göre kira talep edebileceğini, 15.2.1999-15.2.2002 arasında eksik ödenen kiraların tahsili için davalı hakkında icra takibi yapılmış ise de davalının bu takibe haksız ve dayanaksız şekilde itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptalini ve davalının % 40’dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, alacağın zamanaşımına uğradığını, davalının kiracılığı süresince tüm edimlerini yerine getirdiğini, sözleşme gereğince kira paralarının Yargıtay kararlarında belirlenen oranda artırılacağını, davacının kira süresinin sona ermesi ve kira artışının kabul edilmemesi gibi nedenlerle davalıyı tahliye ettirmek istemesi nedeniyle kiracılığın tespiti ve muarazanın giderilmesi için dava açıldığını, o davanın kabulle sonuçlandığını, kararı onayan Yargıtay 13. Hukuk Dairesi sözleşmenin 1.050 TL aylık kira parası üzerinden yenilendiğini belirttiğinden davacının bu karardan hareketle kira farklarının tahsilini istediğini, ancak söz konusu davanın kira bedelinin tespiti değil kiracılığın tespiti davası olduğunu, davacının Yargıtay kararını yanlış yorumlayarak sözleşmenin aylık 1.050 TL’den yenilenmiş gibi icra takibi yaptığını, davalının takip konusu edilen dönemde kira parasını yasal artışları ile ödediğini, davacının fahiş ve tek taraflı belirlediği kira bedeli üzerinden fark talep etmesinin dayanaksız olup kira tespit davası açması gerektiğini belirterek, davanın reddi ile davacının % 40’dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini savunmuştur.
Davacı tarafından Kazım Karabekir İlköğretim Okulu kantini 15.2.1996 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli sözleşme ile dahili davalıların miras bırakanı ...’a kiralanmıştır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 2. maddesinde üç yıllık işletme süresi içinde her yılın sonunda son ödenen işletme bedeline Yargıtay içtihatlarınca belirlenen kira artış oranının uygulanarak kira artışı yapılacağı, 12. maddesinde kantin kullanımının 6570 Sayılı Kanun’a tabi olmadığı, işleticinin sözleşme süresinin sonunda kantin mahallini tahliye etmediği takdirde 2886 Sayılı Kanun’un 75 / 3-4 maddelerine göre tahliye ettirileceği kararlaştırılmıştır. Bu düzenlemelerden taşınmazın 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu’na göre kiraya verildiği anlaşılmaktadır. İl Daimi Encümeni 26.8.1999 tarihinde almış olduğu kararda kira süresi sona eren kantinlerin işletme sürelerinin üç yıl daha uzatılması konusunda belirlenen kira bedellerine işleticilerin itiraz etmesi üzerine kira paralarını yeniden belirlemiş, bu arada davalının aylık kira bedelini de 1.050 TL olarak saptamıştır. Aynı kararda işletme bedeline ikinci kez itiraz edilmesi halinde sözleşmenin iptal edilmesine ve yeniden kiraya verilmek üzere ihaleye çıkarılmasına karar verilmiştir. Belirlenen kira bedeline yeniden itiraz eden davalı Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2000 / 399 Esas 2002 / 64 karar sayılı dosyasında kiracılığın tespiti ve muarazanın giderilmesi için dava açmış, davanın kabulüne dair karar Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2.12.2002 gün ve 2002 / 9786-13052 sayılı kararıyla “taraflar arasındaki kira sözleşmesinin süresinin bitmiş olmasına karşın kiralayanın kiracının kiracılığını kabul ederek yeni bedel tespit etmesine ve bu şekliyle kira sözleşmesinin 1.050 TL’den yenilenmiş bulunmasına” gerekçesi ile onanmıştır. Tarafların karar düzeltme istemleri ret edilerek karar 5.5.2003 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı, bu karara dayanarak İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 2007 / 5183 sayılı dosyası ile 15.2.1999-15.2.2001 arası kira farklarının tahsili için davalı hakkında icra takibi yapmıştır.Kiralanan kantin davalıya 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri gereğince kiraya verilmiş olup anılan yasanın 75 / 3-4 maddelerine göre kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren işgalin devam etmesi halinde sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilecek, aksi halde ecrimisil alınacaktır. İşgal edilen taşınmaz idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülki amirince en geç onbeş gün içinde tahliye ettirilerek idareye teslim edilecektir. Sözleşmede, sözleşmenin devamı konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte il daimi encümeni, kira sözleşmesinin aylık 1.050 TL bedel üzerinden devamı konusunda 26.8.1999 tarihinde karar almıştır.Taraflar arasında görülen dava sonucunda davalının kiracılığı tespit edilmiş, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin kararında da sözleşmenin aylık 1.050 TL bedelden yenilendiği vurgulanmıştır. Aslında burada ilk kira sözleşmesi sona ermiş bulunduğundan yeni kira bedeli üzerinden yapılmış yeni bir kira sözleşmesinin varlığından söz edilebilir. Kesinleşen yargı kararı ile de 15.2.1999 tarihinden itibaren aylık kira miktarı 1.050 TL olarak saptanmış olduğuna göre davacının aylık 1.050 TL’den hareketle kira farklarının tahsilini talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.Mahkemece uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin onama kararına yanlış anlam verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy