(818 S. K. m. 262) (1086 S. K. m. 92)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, feshi ihbar nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabul nedeniyle kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davalının 1455 parsel sayılı arsada 15.06.1994 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, süresiz hale gelen kira sözleşmesinin feshi için ihtar çekildiğini, davalının tahliye etmediğini ileri sürerek kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı yargılama sırasında dava dilekçesinde ileri sürülen hususların doğru olduğunu, dikili fidanları bulunduğunu, taşınmazı tahliye etmesi için o fidanların hasadının yapılması gerektiğini fidanları bir yıl önce diktiğini, altı ila yedi yılda hasat edileceğini, davayı bu savunması itibariyle kabul ettiğini belirtmiştir.
Borçlar Kanununa tabi süresiz sözleşmelerde feshi ihbar süresi bu kanunun 262. maddesi hükmüne göre belirlenir. Anılan madde hükmü gereğince süresiz sözleşmelerde 6 (altı) aylık dönem için 3 (üç) ay önceden kiracıya feshi ihbar tebliğ ettirilmesi ve o dönem sonunda tahliye davası açılması gerekir. Altı aylık dönemin birinde tebliğ ettirilen feshi ihbar ancak bu dönem sonunda dava açma hakkı verir. Bu feshi ihbar sonraki dönem için kullanılamaz. Borçlar Kanununun kapsamına giren yerlerin tahliyesi için feshi ihbar yeterli olup, başka bir sebep aramaya gerek yoktur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 92. maddesi hükmü gereğince, kabul iki taraftan birinin diğerinin netice-i talebine muvafakat etmesidir. Bu niteliği gereği de geçerli bir kabulün varlığından söz edilebilmesi için, kabule ilişkin beyanın kesin ve koşul içermeyen açıklıkta olması gerekir. Davalının savunması geçerli bir kabul beyanı içermemektedir. Bu durumda mahkemece, işin esasının incelenerek oluşan sonuca göre bir karar vermek gerekirken davalının savunmasına kabul anlamı verilerek yazılı şekilde davanın kabul nedeniyle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy