MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
KARAR TARİHİ:28.4.2009
ÜÇÜNCÜ ŞAHIS:
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davalı adına kayıtlı 88/1152 payın iptaline, davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ...'ın ... nolu parselde paydaş...'dan, kendisine bilgi verilmeden pay satın aldığından bahisle, davalının satın aldığı payın önalım hakkı sebebiyle iptalini ve kendi adına tescilini istemiştir. Davalı taşınmazda fiili taksimin uzun yıllardan beri devam ettiğini davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, fiili taksimin varlığı konusunda kesin kanaata varılamadığından önalım hakkına konu payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımızda, davalı fiili taksimin varlığını ispatı açısından tanıklarını dinletmiş, kaymakamlık men kararlarını, 2004 yılındaki belediye imar çalışmalarında esas alınmak üzere çekilen hava fotoğraflarını delil olarak dosyaya ibraz etmiştir.
Mahkemece yapılan keşif sırasında dinlenilen ve davaya konu ... parsel sayılı taşınmazda paydaş olarak yer alan ..., eskiden dava konusu parselin ...'a ait olduğunu, ...'dan, davacı, kendisi ve payını 23.3.2007 tarihinde davalıya satan ...'ın satın aldığını, paydaş olan oğlu...'a kendisinin pay verdiğini, 30 senedir taşınmazın taksim edilerek kullanıldığını, herkesin payının belli olduğunu beyan etmiştir. Davalı tanıklarından ..., ...' de paydaş ... ile...'un kendilerine ait yerlerini çitle çevirmek suretiyle, davacı ...'nın da parselin üst kısmındaki kalan bölümü ayırarak kullandıklarını söylemişlerdir.
Davacı tanıklarından ..., resmi olarak bölünmenin bulunmadığını, ancak fiili olarak paydaşlar ..., davacı ...'nun ve ...'un yerlerinin ayrı ayrı kullanıldığını bildiğini beyan etmiştir.
Bilirkişilerce, tanık anlatımlarına göre zemindeki çitlerle ayırım da gözönünde bulundurularak kroki düzenlenmiş, tapudaki paydaşlar baba oğul ... ile ...'un kullanmalarının bir olması sebebiyle davacı ... ile davalıya pay satan...'dan gelen kısmın da diğer iki paydaş tarafından zeminde ayrı ayrı bölünmek suretiyle zilyet ve tasarruflarının bulunduğu, A harfli yerin davacı tarafından, B harfli yerin paydaşlar ... ve ..., C harfli yerin de davaya konu edilen payın önceki paydaş...'dan davalı ...'nin boşandığı eşi...'a, ondan da davalının kullanımına geçen yer olduğu tespit edilmiş, mahallinde çekilen resimler, dosyaya sunulmuştur.
Ayrıca ziraatçi bilirkişinin düzenlediği 21.4.2008 günlü rapor içeriğinde de, mahallinde yapılan keşif ve çekilen fotoğraflara dayanılarak, taşınmazda fiili taksimin mevcut olduğu açıklanmıştır.Taksimin varlığını gösterir bilirkişi raporunun dosyaya ibrazından sonra, dosyaya sunulan davacının 13.10.2008 tarihli elyazılı beyan dilekçesinde, paydaş ... ile geçici olarak aralarında idareten "sen tarlanın şurasından ek, bende burasından ekeyim" gibi konuşup kullanılmaya devam edildiği beyan edilmiş, Körfez Kaymakamlığının 11.5.2007 gün 503 Karar Sayılı, 3091 Sayılı Kanun kapsamında yapılan tahkikat sırasında da davacı, 1972 yılından beri aynı yeri ekip biçtiğini söylemiştir.
Bu durumda dosyada toplanan tüm deliller, davacının beyanları, dinlenilen tanık anlatımları ile bilirkişi raporları içeriğinden taşınmazda fiili taksimin varlığının kabulü gerekeceğinden yukarıda açıklanan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması, Türk Medeni Kanununun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.