MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR TARİHİ :13.10.2009
ÜÇÜNCÜ ŞAHIS :
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payların iptali ve davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 116 parsel No’lu taşınmazdaki paya ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine, ... No’lu parseldeki pay yönünden davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından ... No’lu parseldeki pay satışına yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; Taraflar arasındaki uyuşmazlık tapuda gösterilen satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterilip gösterilmediği noktasındadır. Önalım hakkına konu edilen ... No’lu parseldeki 1 / 16 pay 35.100 TL bedelle taşınmazların paydaşı ... tarafından davalıya 7.2.2008 tarihinde satılmıştır.Davacı tapuda satış bedelinin önalım hakkının kullanılmasını engellemek amacıyla yüksek gösterildiğini ileri sürüp bedelde muvazaa iddiasında bulunmuştur. Davacı satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Ancak bu konuda dinlenen davacı tanıkları, satış anlaşmaları sırasında satıcı paydaş ve davalının yanlarında olmadıklarını, gerçek satış bedelini bilmediklerini, sadece satıştan sonra payını satan ...’ün tanık ...’e parasız olduğundan payını 4.000 TL bedelle sattığını söylediğini beyan etmişlerdir. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda satış senedinde 35.100 TL olarak gösterilen dava konusu edilen ... No’lu parseldeki payın değeri 5.800 TL olarak bildirilmiş ise de muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arzeder. Bu durumda mahkemece davacıdan tapuda gösterilen satış bedeli ve masrafları üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanılmayacağının sorulması, kullanılacağının beyan edilmesi halinde önalım bedelinin depo edilmesi için süre ve olanak tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 8.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.