MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali - Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tapu iptali ve önalım davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaş olduğu ... parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından ...'un payını davalılara 06.10.2009 tarihinde sattığını, önalım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek davalılar adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalılar vekili fiili taksim nedeniyle önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Mahkemece, davalının fiili taksim savunması üzerinde durularak bu konuda davalıların ve varsa karşı taraf delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, mahallinde yapılacak keşifle eylemli taksim olup olmadığının belirlenmesi ve eylemli taksimin varlığı tesbit edildiğinde paydaşların kullandıkları yerlerin krokide gösterilmesi, bu konuda denetime elverişli uzman bilirkişi raporu alınması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken fiili taksim konusunda bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 09.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildiBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy