(1086 S. K. m. 569) (4721 S. K. m. 698, 699)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar tapu malikinin mirasçısı A. K. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, 11-12 ve 13 parsel numaralı taşınmazların ortaklığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece taşınmazların satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm tapu malikinin mirasçısı olduğunu iddia eden A. K. tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davaya konu edilen taşınmazların taraflara ortak miras bırakanları Y. A.'tan intikal ettiğini, paydaşların çokluğu sebebiyle taşınmazların paylaşımı konusunda sorunlar yaşandığını, taşınmazların aynen bölünmelerinin de mümkün olmadığını belirterek, taşınmazların satışı suretiyle ortaklığın giderilmesini talep etmiştir. Davalılar F. K., H. K., A. K., E. K., C. K., G. A. ve O. A. davaya diyeceklerinin olmadığını, davanın sonuçlanması halinde kendilerine düşen haklarını istediklerini beyan etmişlerdir. Diğer davalılar duruşmalara katılmamış ve bir savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu aynen bölünmesi mümkün olmayan davaya konu taşınmazların satışı suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm tapu maliki Y. A.'ın mirasçısı olduğunu ileri süren A. K. tarafından temyiz edilmiş, mahkeme de 25.3.2010 gün ve 2008/106 esas 2009/298 karar sayılı kararı ile temyiz isteminde bulunan A. K.'nın davada dayanılan mirasçılık belgesinde isminin olmaması ve davada taraf sıfatının bulunmaması sebebiyle temyiz isteminin reddine karar vermiştir.
Ortaklığın giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda ortaklar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir.
Ortaklığın giderilmesi davasını ortaklardan biri veya bir kaçı diğer ortaklara karşı açar. Davada bütün ortakların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlanmalıdır. Bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; davaya konu edilen 11-12 ve 13 numaralı parseller tapuda miras bırakan Y. A. adına kayıtlı olup dosyaya sunulan Refahiye Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/28 esas ve 2008/51 karar sayılı mirasçılık belgesinde ve Dairemizin geri çevirme kararı üzerine gönderilen aynı mahkemenin 2009/2-18 Sayılı verasetin iptali davası sonucu oluşturulan mirasçılık belgesinde temyiz edenin ismi geçmemekle birlikte bu kararlara dayanak nüfus aile kayıt tablolarından A. K.'nın, H. ve K. K.'nın çocuğu olduğu görülmekte, kardeşleri de mirasçılık belgelerinde yer almaktadır. Ketmedildiğini ileri süren mirasçının kendisinin taraf olarak yer almadığı, yokluğunda verilen kararı temyiz hakkı bulunmaktadır. Bu itibarla yerel mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 25.3.2010 gün ve 2008/106 esas 2009/298 karar sayılı kararının bozularak kaldırılmasına oybirliği ile karar verilip dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Yukarda yapılan açıklamalar ve yazılı ilkeler doğrultusunda nüfus kayıtlarında tapu malikinin mirasçısı olarak görünen A. K.'nın davaya dahil edilip mirasçılık sıfatı üzerinde durularak, gerekirse adı geçene yeni bir mirasçılık belgesi alması konusunda süre ve olanak tanınarak sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmesi yönünden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy