(4721 S. K. m. 2, 733)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, önalıma konu payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Davaya konu kagir ev niteliğindeki 2461 ada 3 no'lu parselin 9/20 payı S. E. adına kayıtlı iken, adı geçenin 02.11.2009 tarihinde payını 11.000 TL bedelle davalıya satması üzerine, süresinde açılan işbu dava ile davacı önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davalı ise, S. E.'nin kat karşılığı payını kendisine satmak istediğini, öncesinde davacı ile konuştuğunu, davacının S. E.'nin payını satmasını müteakip kendi payını da satacağı taahhüdünde bulunduğunu, buna güvenerek S. E.'nin payını kat karşılığı olarak aldığını, daha sonra davacının taahhüdünden cayarak kötü niyetle bu davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının taahhüdüne inanarak hareket eden davalıya karşı önalım hakkının ileri sürülmesinin TMK.'nun 2. maddesinde belirtilen iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.
Olayımızda; önalıma konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz üzerinde paydaşlarca eylemli bir kullanım olmadığı gibi davalı da fiili taksim olgusuna dayanmamıştır. Pay satan S. E. ile davalı arasında düzenlendiği bildirilen 02.11.2009 tarihli adi yazılı kat karşılığı pay devir sözleşmesi ve buna ilişkin vekaletname diğer paydaşların katılımı ve onayı olmadıkça eylemli bir kullanımın varlığına delil teşkil etmez. Taşınmaz ortak bir irade ya da fiili bir kullanım sonucu taksim edilmediğinden davacının önalım hakkını kullanmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Öte yandan önalım hakkından feragat TMK 733/2. maddesi uyarınca resmi şekle tabidir. Önalıma konu payın satışından önce, davacının davalı ile mutabakata vardığı iddiası kötü niyet olarak da nitelendirilemez. Önalım kanuna dayalı bir hak olup dava süresine açıldığına göre mahkemece davacıya önalım bedelini yatırması için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy