(4721 S. K. m. 699) (7201 S. K. m. 28, 29)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan İ. E. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, bir parça taşınmaz ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkeme davayı kabul ederek ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar vermiş, hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. H.U.M.K. nun 569. maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Olayımıza gelince; davalılardan M. A., G. K., G. E., T. Ç., K. K. ve O. A. K.'un adresinin tesbit edilememesi muhtarlık kayıtlarında ve Tapu Müdürlüğünde de adreslerinin olmadığından bahisle Tebligat Kanunu'nun 28. maddesi gereğince adresi meçhul kişiler kabul edilerek ilanen tebligat yoluna gidilmiş ise de, Tebligat Kanunu'nun 29. maddesi gereğince askı ilan tutanağı düzenlenmediğinden yapılan tebligat geçersizdir. Davalı K. K. haricindeki, ilanen tebligat yapılan davalıların, taşınmazdaki hisselerini satış yoluyla edinmeleri karşısında. Tapu Müdürlüğünden tapu resmi senet örnekleri getirtilerek, temin edilecek nüfus bilgilerine göre adres kayıt sistemindeki adreslerinin teminiyle tebligat yapılması mümkün iken, bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. Yine davalı K. davadan önce 1999 yılında öldüğü halde dava dilekçesi ve duruşma gününün ilanen tebliğ edilmesi de usulsüzdür. Bu sebeple davada usulüne göre taraf teşkilinin sağlandığından sözedilemez. Mahkemece usulüne göre taraf teşkili sağlamadan yazılı şekilde esas hakkında karar vermesi hatalıdır.
Ayrıca kendisine ilanen tebligat yapılan T. Ç.'nin 1.5.2000 tarihinde vesayet altına alındığı hususunda tapuda şerh olmasına rağmen bu konuda da araştırma yapılmaması da doğru değildir.
Kabule göre de; dosya içerisinde, paydaşların pay miktarı toplamı paydaya eşit olmamasına rağmen, bu konuda kayıtların düzeltilmesi için davacıya yetki ve süre verilerek, tapu kaydı düzeltilmeden esas hakkında karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Hüküm bu sebeplerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy