(818 S. K. m. 18)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı onalım davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacılar tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacılar vekili ile davalı vekili geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, onalım hakkına konu edilen payların iptali ile davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın 688.168.13 TL onalım bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına, davacıların bedelde muvazaa iddialarını kanıtlayamamasına, tapuda gösterilen bedel üzerinden onalım hakkının tanınmasında ve bedelde muvazaa iddiasının kanıtlanamayan bölümü üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesinde bir usulsüzlük olmamasına göre temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Davacı onalım bedelinin tapuda gösterilen değerden az olduğunu iddia eder, bunu da ispat edemezse tapuda yazılı bedel ile gerçek satış bedeli olduğunu iddia ettiği bedel arasındaki miktar oranında haksız çıkmış sayılacağından kazanılan ve kaydedilen bu oran dahilinde taraflara vekalet ücreti ve yargılama gideri yükletilmesi gerekir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davalının müvekkillerinin paydaşı olduğu 8-9 ve 10 parsel No'lu taşınmazlarda bir kısım paydaşların payın 111.9.2009 tarihinde toplam 677.998.63 TL bedelle satın aldığını, ancak tapuda satış bedelinin onalım hakkının kullanılmasını engellemek için muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, gerçek satış bedelinin 250.000 TL olduğunu, davacıların mahkemece belirlenecek gerçek satış bedelini depo etmeye hazır olduğunu, onalım hakkını kullanmak istediklerini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. Dava dilekçesinde dava değeri 677.998.63 TL olarak gösterilerek dava harcı bu miktar üzerinden yatırılmıştır. Yargılama sonucu da davacıların bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamaması nedeniyle tapuda gösterilen satış bedeli üzerinden onalım hakkının tanınmasına karar verilmiştir. Sonuç olarak dava kabul edildiğinden yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir. Her ne kadar dava bedelde muvazaa iddiasında bulunularak açılmış ise de dava harcı satış bedeli üzerinden yatırılmış, tapudaki satış değeri üzerinden 688.168.63 TL onalım bedeli de davacılar tarafından verilen süre içinde depo edilmiştir. Bu durumda davanın kabulüne karar verilmesi üzerine davacılar yararına dava dilekçesinde gösterilen ve harçlandırılan miktar üzerinden nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken dava dilekçesinde gerçek satış bedeli olduğu iddia edilen 250.000 TL üzerinden eksik vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediğinden hükmün vekalet ücretine hasren bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarda (2) No'lu bentte yazılı nedenlerle vekalet ücretine hasren BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacılar yararına takdir olunan 825 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29.03.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık bedelde muvazaa iddiasının kanıtlanamaması halinde yargılamada kendilerini vekille temsil ettiren taraflar yararına vekalet ücretinin ne olması gerektiği noktasındadır.
Dairemizin uzun yıllardır yerleşen içtihatlarında daha sonra dairemizin vekalet ücreti ile ilgili görüşünü destekleyen ve aynı sonuca ulaşan 21.5.1958 tarih 7/3 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında davacının onalım bedelinde muvazaa yapıldığını iddia edip ileri sürdüğü satış bedelini kanıtlayamaması durumunda avukatlık parasının hesabında sadece uyuşmazlık konusu teşkil eden satış bedeli miktarının esas alınacağı, satış bedelinin tamamının esas alınamayacağı benimsenmiştir. Somut olayda davacı davayı kazanmakla birlikte tapuda yazılı satış bedeli 677.998,63 TL ile gerçek satış bedeli olduğunu iddia ettiği 250.000 TL arasındaki miktar oranında haksız çıkmıştır. Az önce açıklanan İçtihadı Birleştirme Kararındaki açıklamaya göre vekalet ücretinin tayininde satış bedelinin tamamı esas alınamayacağından dava harcının tapudaki satış bedeli üzerinden yatırılması sonuca etkili değildir. Zaten yargılama sırasında mahkemece muvazaa iddiası kanıtlanamadığından eksik harcın tamamlattırılması yoluna gidilecektir. Bu nedenle çoğunluğun davacı yararına tapudaki satış bedeli ve tapu giderleri üzerinden nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği yolundaki bozma kararına katılmıyor, açıkladığım nedenlerle hükmün bu yönden de onanması gerektiğini düşünüyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy