MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalılar tarafından ayrı ayrı süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu ... nolu parselin paydaşlarından ... ve ...'in taşınmazdaki 45/2400'er paylarını davalı ...'a sattıklarını belirterek önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Yargılama sırasında payın davalı ...'e satılması üzerine adı geçen HUMK.nun 186.maddesi gereği davaya dahil edilmiştir. Davalılar taşınmazın paydaşları arasında fiilen taksim edildiğini, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece davanın süreden reddine dair kararın Dairemizin 06.12.2011 tarih 9636 Esas 13822 sayılı ilamı ile "davacıya yapılan bir bildirim olmadığından satıştan itibaren iki yıl içinde açılan davanın süresinde olduğunun kabulü ile işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmesi üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; davalılar dava konusu taşınmazın fiilen taksim edildiğini, paydaşların kendilerine düşen yerlere ev yaptıklarını savunmalarına rağmen bu konuda bozma ilamından sonra bir araştırma yapılmamıştır. Mahkemece gerektiğinde yeniden keşif yapılarak tarafların gösterdikleri tanıkların keşif yerinde eylemli kullanmaya ilişkin ayrıntılı beyanlarının alınması, taşınmaz üzerindeki evlerin kime ait olduğunun ve kim tarafından kullanıldığının saptanması, davacı ve diğer paydaşlar tarafından bağımsız olarak kullanılan bir yer bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve bundan sonra tüm deliller birlikte
değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de, yargılama sırasında dava konusu pay davalı ... tarafından ...'e satılmasına ve davanın ...'e yöneltilmesine rağmen mahkemece davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davalı ... adına kayıtlı payın iptali ile satış bedelinin davalı ...'a ödenmesine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 19.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.