MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tazminat
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, dava dışı Naim Başoğlu ile birlikte davalıya ait 580 dönümlük arazinin kiralanması hususunda kira sözleşmesi yaptıklarını, kira bedeli olan 40.000 TL'yi yarı yarıya ödediklerini, ancak kendilerine teslim edilen arazinin anlaşmadaki miktarın çok altında olduğunu belirterek 20.000 TL'nin tahsilini istemiştir. Davalı, kira sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, herhangi bir para da almadığını savunmuştur. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda sunulan raporda, kira sözleşmesinde davalı adına atılan imzanın davalının eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
Davacı tarafından sunulan kira sözleşmesine göre 580 dekar tarım arazisinin davalı ... tarafından davacı ... ve dava dışı ... na kiralandığı, kira bedelinin 2010 yılı için 40.000 TL olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, kiracılar arasında mecburi dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan, tüm kiracıların birlikte dava açması gerektiği belirtilerek, dava aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddedilmiştir. Ne var ki, davalı kiraya veren, 818 Sayılı Borçlar Kanununun 272.maddesi ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun buna denk gelen 360.maddesi gereğince, kiralananı sözleşmenin amacına uygun biçimde kullanılmaya ve işletilmeye elverişli durumda kiracıya teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür.
Bu durumda, davacıya kira sözleşmesinde belirtilen miktarın çok altında yer teslim edildiği ileri sürülerek dava açıldığına ve davacının kendi payına düşen miktarı istediğine göre, davada mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan söz edilemez. Mahkemece işin esası incelenerek hasıl olacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerkirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.Başkan
Full & Egal Universal Law Academy