MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mah. Sıfatı İle)
DAVA TÜRÜ: Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, çeyiz ve ziynet eşyasının bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, kararın dayandığı gerekçeye göre davalının Aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının bozdurulduğu iddia edilen ziynet eşyasına yönelik temyizine gelince:
Davacı vekili, dava dilekçesinde; düğünde takılan 9 adet bilezik, 96 adet çeyrek altın ve 10 adet yarım altının iade edilmek şartıyla bozdurulup harcanmasına rağmen iade edilmediğini belirterek ziynet eşyalarının bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı ise ziynet eşyalarının hiçbir zaman zilyetliğine bırakılmadığını, ziynet eşyalarını almadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, savunmuştur. Mahkemece ziynet eşyaları yönünden tanıkların davacının evden yanına hiçbirşey almaksızın çıkıp gittiğine dair beyanları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının evlilik birliği içinde davalı koca tarafından alınıp bozdurulduğunu ileri sürmüş, davalı koca ise altınları almadığını, davacı tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. .Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evlilik birliği içinde elinden alınıp bozdurulduğunu veya evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
Olayımızda; davacı vekili dava dilekçesinde ziynetlerin davalı tarafından bozdurulduğunu bir daha iade edilmediğini iddia etmişse de bu konuda dinlettiği tanıklarının görgüye dayalı net ve kesin beyanları bulunmamaktadır. Bu durumda davacı sözü edilen ziynet eşyalarının davalı tarafından alınarak iade edilmediğini kanıtlayamamıştır. Öte yandan davacı delil listesinin 5 nolu bendinde açıkça yemin deliline de dayandığından davacıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken Mahkemece soyut ve duyuma dayalı tanık beyanlarına değer verilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.