MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde; Müvekkilinin... Ada ... Parsel sayılı taşınmazda 176/251 payın maliki olduğunu, aynı taşınmazda paydaş...'nun 75/251 payını 12/02/2010 tarihinde davalıya satış masrafları da dahil olmak üzere 87.490.-TL'ye sattığını, önalım hakkının engellenmesi için tapuda bedelin yüksek gösterildiğini, gerçek bedelin 15.000-20.000.TL civarında olduğunu belirterek bedelde muvazaa nedeniyle payın gerçek değeri üzerinden önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davalı vekili, tapuda gösterilen bedelin payın gerçek değeri olduğunu, taşınmazın fiilen taksim edildiğini önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; Davalı vekili, dava konusu taşınmazın fiilen taksim edildiğini savunmasına rağmen bu konuda araştırma yapılmamıştır. Mahkemece gerektiğinde uzman bilirkişi marifetiyle yeniden keşif yapılarak, tarafların gösterdikleri tanıkların keşif yerinde dinlenmesi, zemin üzerinde fiili taksim olup olmadığının belirlenmesi, kimin nereyi kullandığının tespit edilip, krokide gösterilmesi denetime elverişli bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.