MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla)
DAVA TÜRÜ : Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, çeyiz ve ziynet eşyasının aynen iadesi ya da bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ziynet eşyalarına yönelik istemin reddine, çeyiz eşyaları yönünden 4.950 TL'nin tahsiline karar verilmesi üzerine, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, isteme konu ziynet eşyalarının evliliğin üçüncü ayında davacının elinden zorla alındığını bir daha geri takılmadığını ,davalıların aynı evde birlikte ikamet ettiklerini, ev eşyalarının ise alınıp davacıya teslim edilmediğini belirterek iki adet mehir senedinde yazılı eşyalar ile ziynetlerin aynen iadesinin ya da bedelinin faizi ile davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili ise, 17.7.2006 tarihli davacının babaevinden getirdiği eşyalar başlıklı senette yazılı eşyalar için davayı kısmen kabul ettiğini; diğer 17.7.2006 tarihli mehir senedinde yazılı eşyaların evlilik süresince kullanıldığını, eskidiğini;bu senette yazan 150 gr altının ayrılırken davacı üzerinde götürüldüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın oturma gurubu, çamaşır makinesi, elektrikli fırın, buzdolabı, mobilya halısı, ütü, elektrik süpürgesi, yorgan, televizyon, tül perdelik, mutfak takımı, çek yat, büfe ve vitrin içi eşya ve bayan elbisesi, baş yastığı, duvar yastığı, mobilya halısı, bayan giyim eşyası ve çeyiz eşyası ile ilgili kısmı için değerleri toplamı 4.950 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ziynet eşyası isteminin reddine karar verimiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı dava konusu edilen ziynet eşyasının elinden alındığını ileri sürmüş, davalı yan ise bu iddiayı kabul etmemiştir. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını,ispat yükü altındadır.
Olayımıza gelince; Davacı, dava konusu edilen mehir senedinde yazılı 150 gr altının davalıda kaldığını ileri sürmüş, dinlettiği tanıkların beyanı ile iddiasını ispat edememiştir. Ancak davacı, dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmıştır. Mahkemece davacıya yemin teklif hakkı hatırlatılmamıştır. Bu durumda davacının davalıya yemin teklif hakkı hatırlatılarak sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacı dava dilekçesinde, faiz isteminde bulunduğu halde mahkemece faiz istemi konusunda bir karar verilmemesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy