MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine, hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının ... ada ... parselin paydaşı olduğunu, davalının taşınmazın diğer paydaşlarının paylarını satın aldığını,satış bedelinin tapuda 100.000 TL olarak gösterilmiş ise de, gerçek değerin daha düşük olduğunu belirterek, keşifte belirlenecek değer üzerinden belirlenecek önalım bedeli karşılığında, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.Davalı vekili, davacı ve diğer paydaşlar arasında yapılacak bina ile ilgili olarak taahhütname düzenlendiğini, ancak davacının son anda bu belgeyi imzalamadığını, davacının kötüniyetli olduğunu, önalım davası açamayacağını, ayrıca tapudaki satış bedelinin gerçek bedel olduğunu, bedelde muvazaa iddiasının doğru olmadığını savunmuştur.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin davacının bedelde muvazaa iddiasının kabulüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince;Önalım hakkına konu edilen ... ada ... parsel sayılı taşınmazın 50/61 payı elbirliği mülkiyetine tabi olarak ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...., ..., ..., ... adlarına kayıtlı iken, davalı ...'e 23.3.2011 tarihinde toplam 100.000 TL bedelle satılması üzerine, davacı tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia ederek önalım davası açmıştır.
Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Ancak bu konuda davacı tarafça tanık dahi gösterilmemiştir.
Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda satış senedinde toplam 100.000 TL olarak gösterilen dava konusu edilen payların değeri toplam 64.260 TL olarak bildirilmiş ise de, muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulaması bakımından önem arz eder. Davacının dayandığı diğer deliller de bedelde muvazaa yapıldığını kanıtlamaya yeterli değildir. Davacı vekilinin delil listesinde yer alan “davalının babası Musa Erdem tarafından satış bedeline ilşkin davacıya yazıldığı iddia edilen mektuba” dosya arasında da rastlanılmamıştır. Bu durumda davacının bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamadığının kabulü gerekir.
Bu nedenle mahkemece, davacıdan tapuda gösterilen satış bedeli ve masrafları üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanılmayacağının sorulması, kullanılacağının beyan edilmesi halinde, önalım bedelinin depo edilmesi için süre ve olanak tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy