MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalıma konu payın iptali ile davacı adına tescil edilmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu kerpiç ev niteliğindeki .... No’lu parselin 2/4 payı davacının miras bırakanı ....adına, 2/4 payı ise diğer paydaş ... adına kayıtlı iken ...’ın 22.04.2009 tarihinde payını 30.000 TL bedelle davalıya satması üzerine, süresinde açılan işbu dava ile davacı önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davalı ise, davanın süresinde açılmadığını, parsel üzerindeki evin ikinci katının ... tarafından yapıldığını, yapılan bu ikinci katın satışa konu edildiğini, alt katta davacının annesinin oturduğunu, başlangıçta hak iddia etmeyen davacının, payın satışa konu edilmesi ile birlikte ön alım hakkını kullanmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece fiili taksim savunmasının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazda, paydaşlardan birisinin payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyetin oluşması ile doğar ve satışla kullanılabilir hale gelir. Yasadan doğan bu hak bazı istisnai hallerde kullanılamaz.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip, her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımızda, 1/16 oranında pay sahibi olan davacı, 22.04.2009 tarihinde gerçekleşen pay satışı nedeniyle ön alım hakkını kullanmış, davalı vekili ise cevap dilekçesinde fiili taksim savunmasında bulunmuştur. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonucu fen ve inşaat bilirkişi tarafından hazırlanan 30.12.2011 havale tarihli rapor ve krokisinde, taşınmazın 53 m2 yüzölçümünde olduğu parsel üzerinde, parselin tamamına oturan iki katlı yapı bulunduğu, mesken olarak kullanılan katların ayrı girişlerinin olduğu belirtilmiştir. Keşifte dinlenen davacı ve davalı tanıkları da zemin katın davacının annesi tarafından ikinci katın ise evliliğinden itibaren pay satan ... tarafından kullanıldığını belirtmişlerdir. Her ne kadar mahkemece, tüm hissedarların katılımı ile gerçekleşmiş fiili taksimin mevcut olmadığı gerekçesi davalının savunmasına değer verilmemiş ise de, bu değerlendirme dosya kapsamına ve yukarıda belirtilen ilke ve esaslara uygun düşmemektedir. Zira davaya konu taşınmaz mesken niteliğinde iki katlı yapıdan ibaret olup, binanın birinci katı davacının annesi, ikinci katı ise uzun bir süreden beri davalıya pay satan Sinan tarafından kullanıldığı çekişme konusu değildir. Bu sürede eylemli kullanım şekline karşı koymayan bu konuda uyuşmazlık çıkarmayan davacının payın davalıya satışı ile birlikte önalım hakkını kullanmasının iyi niyet kuraları ile bağdaşmadığının kabulü gerekir. Mahkemece bu husus gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken tüm paydaşların iştirak ettiği hukuken geçerli bir fiili taksim bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.