MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının davaya konu taşınmazda kiracı olduğunu, kira sözleşmesi gereğince kira parasının ½ si olan 880,00 TL nin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, davalının 2010 Aralık ayından 2012 Temmuz ayına kadar kira paralarını ödemediğini, 7040,00 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilesini talep etmiştir. Davalı taraflar arasında geçerli olan sözleşmenin 01.04.1995 tarihli aylık 30.000.000,00- TL (30,00 YTL) meblağlı kira sözleşmesi olduğunu, son dönem kirasının da, 320,00 TL olduğunu, kiralayanın davacı ve dava dışı ... olması nedeniyle kira parasının ½ sinin düzenli olarak davacının hesabına ödendiğini, kira borcu olmadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından, davalının yaptığı ödemeler kabul edilmişse de, kira parasından müvekkilinin payına düşen kısmın 880,00 TL olduğu, 2010 Kasım ayına kadar, davalının bir kısım kira paralarını müvekkilinin eşinin banka hesabına ödediğini belirterek, müvekkilinin eşine ait banka hesap ekstrelerini delil olarak ibraz etmiştir. Davalı vekili, davacının eşine ait ekstrelerin delil olarak değerlendirilemeyeceğinden muvafakat etmediklerini belirtmiş, sonrasında ise söz konusu ödemelerin kira ödemesi olmadığını, davacının eşinden alınan borca yönelik olduğunu, kaldı ki, düzenli olarak 880,00 TL lik ödeme olmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep ettmiştir.
Mahkemece, davanın kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğu, 1995 yılında 30,00 TL olan kira parasının 16 yıl sonra 320,00 TL yi fazlası ile aşacağının açık olduğu, taşınmazın ...'nin merkezi yeri olan ...Caddesinde bulunduğu, davalının davacının hesabına yapılan ödeme haricinde davacının eşinin banka hesabına da ödemede bulunduğu, söz konusu ödemelerin 29.11.2010 tarihine kadar devam ettiği, bu ödemelerin de kira parasının 880,00 TL olduğuna ilişkin davacı iddialarını doğruladığını, davalının bu ödemlerin borç ödemesi olduğunu iddia etmesine rağmen, buna ilişkin yazılı delil sunmadığını, ayrıca bu hususunda inandırıcı olmadığını, Davalının önce kira parasının ne kadar olduğunu söylemekten kaçındığını, davacının, eşine ait hesapla bu durumu ispatlaması üzerine, bu ödemelerin borç ödemesi olduğunu iddia ettiğini, bu şekilde davalının HMK'nun 29. maddesinde düzenlenen dürüst davranma ilkesini ihlal ettiğini, bu durumda kira parasının 880,00-TL olduğunun kabulü gerektiğini, davalının davaya konu 8 aylık döneme ilişkin davacının hesabına yaptığı ödemelerin mahsup edildiğinde 5962,00 TL borçlu olduğunu belirterek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
TMK'nun 6. maddesi gereğince Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 6100 Sayılı HMK.da da paralel düzenlemeye yer verilerek HMK'nın 190. maddesinde “ İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Hâkim, yasa hükmünün aksine ispat yükünü karşı tarafa yükleyemeyeceği gibi, davayı ispatla yükümlü olan tarafın iddialarını kabul etmeyen, iddialarına itiraz eden veya iddialara ilişkin beyanda bulunmaktan kaçınan tarafın davranışını HMK'nın 29. maddesindeki düzenlenen “Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü” ilkesinin ihlali kabul ederek, davada haksız olduğu şeklinde yorumlayamaz.
Somut olayda; taraflar arasında 01.04.1995 tarihli bir yıl süreli aylık kira parası 30,00 YTL olan kiracısı davalı, kiralayanları, davacı ve dava dışı ... olan kira sözleşmesi konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde, kira parasının arttırılmasına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, kira parasından payına düşen kısmın 880,00 TL olduğunu ispat yükü, TMK'nun 6 ve HMK'nun 190 maddesi gereğince davacıya aittir. Davacı yazılı delil ile kira parasından payına düşen kısmın 880,00 TL olduğunu ispat edememiştir. Davacı vekili kiraların bir kısmının davaya konu döneme kadar müvekkilinin eşinin hesabına yatırıldığını iddia etmiş ise de, davacı vekili bu yöndeki iddiasını da yazılı delille ispatlayamadığı gibi, davalı tarafından da, davacının iddiaları kabul edilmeyerek, söz konusu ödemenin davacının eşinden alınan borç karşılığı olduğu belirtilmiştir. Kaldı ki, hesap ekstresinde yapılan ödemelerin kira ödemesi olduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi, düzenli ödeme niteliğinde de değildir. Bu durumda davacının söz konusu ödemelerin kira parasına yönelik olduğunu ispat ettiği kabul edilemez. Öte yandan davacı tarafından söz konusu ödemelerin kira parasına yönelik olduğu kanıtlanamadığından ispat yükü ters çevrilerek, davalıya söz konusu ödemenin “borç ödemesi” olduğunu kanıtlama yükümlülüğü getirilemez. Bu durumda mahkemenin davacının kira parasının 880,00 TL olduğunu kanıtladığı yolundaki kabulü yerinde değildir. Ancak, davacı iddiasını yazılı delille ispatlayamamış ise de, delil listesinde “gerektiğinde yemin” denilerek yemin deliline de dayandığından, davacıya bu konuda davalı tarafa yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy