MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesi ile müvekkilinin belediyeden 05.06.2007 tarihinde 5 yıllığına seneliği 1.000 TL'ye ahşap büfe kiraladığını, müvekkilinin bu büfede fastfood tarzı yemek yaparak geçimini sağlamakta iken, davalı belediyenin 11.08.2009 tarih ve 215 sayılı Encümen Kararı ile sözleşmeyi feshetmesi sonucu kiralanan yeri tahliye ettiğini, kira kontratı devam ederken taşınmaz malikinin müvekkilinin iş yerinde çalışmasına engel olacak şekilde mermer ve diğer araç-gereçleri koyduğunu, davalı kurumun müvekkilini mağdur ettiğini, yeni bir yer tahsis etmeyerek üstüne düşen edimleri yerine getirmediğini, iş yerini boşaltması sebebiyle zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Belediye vekili verdiği cevap dilekçesi ile; dava konusu ahşap büfenin ihale ile davacıya 5 yıllığına kiralandığını, davalı oturmakta iken ... 1.İdare Mahkemesinin 2005/..... sayılı kararı ile yapılan parselasyon işleminin iptaline karar verildiğini, buna göre davaya konu ahşap büfenin bulunduğu yerde belediyeye ait parsel kalmadığından iradesi dışında bir mahkeme hükmünü yerine getirmek amacıyla kira akdini feshettiklerini, sözleşmenin 25.maddesinin Belediyenin isteği dışında ve elinde olmayan zorunlu nedenlerle ahşap büfenin yerinin değiştirilmesi gerektiğinde, kiracının herhangi bir hak iddia edemeyeceği şartını taşıdığını, davacıdan alınan 2009-2010 yıllarına ait kira bedellerinin kendisine iade edildiğini, bu nedenle davacının herhangi bir zararının da söz konusu olmadığını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, kararın dayandığı gerekçelere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının maddi tazminata ilişkin temyiz itirazına gelince: davada dayanılan ve hükme esas alınan 05.06.2007 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin 25. maddesinde belediyenin isteği dışında zorunlu nedenlerle büfenin yeri değiştirildiği takdirde kiracı ile belediyenin
mutabık kaldıkları bir yere kaldırılması durumunda kiracının herhangi bir hak iddia edemeyeceğini kararlaştırmışlardır. Borçlar kanunun 249. maddesi uyarınca kiralayan kiralananı sözleşme ile amaçlanan kullanıma uygun bir biçimde teslim etmek ve bu halde bulundurmakla yükümlüdür. Ayrıca aynı Kanunun 253. maddesinde kiralayanın zapta karşı sorumluluğu düzenlenmiştir. Davalı kiralayan bir üçüncü kişinin kiralananda kiracının hakkıyla bağdaşmayan bir hak ileri sürmesi durumunda kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine davayı üstlenmek ve kiracının uğradığı her türlü zararı gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Nitekim yeni Türk Borçlar Kanunu 309. maddesi ile paralel bir düzenleme getirilmiştir.
Olayımızda, davalı belediyece yapılan imar parselasyon işleminin idare mahkemesince iptali üzerine dava konusu büfenin bulunduğu parsel üzerindeki mülkiyet hakkı son bulduğundan sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh etmiştir. Davalı belediyenin zapta karşı tekeffül borcu bulunduğundan haksız fesh edilen sözleşmeden dolayı davacı kiracının zararlarının tazmin edilmesi gerekir. Sözleşmenin 25. maddesinde yeni yer bulma konusu tarafların anlaşma şartına bağlandığından, her iki tarafın büfenin uygun bir yere taşınması konusunda mutabık kalmadıkları dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu nedenle sözleşmenin 25. maddesi davalı belediyeyi sorumluluktan kurtarmaz. Kural olarak davalı haksız fesih nedeniyle davacı kiracının mecuru kullanamadığı süre için belirlenecek kar kaybından sorumludur. Ne var ki, BK.nun 98. maddesi uyarınca, sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanması gereken, aynı Kanunun 44. maddesi hükmüne göre, davacı kiracı da zararının artmaması için sözleşmenin fesih tarihinden itibaren aynı vasıfta bir büfeyi bulmak veya mümkünse büfeyi aynı koşullarda bir yere taşımak konusunda gerekli çabayı göstermek zorundadır. Mahkemece, sözleşmenin 25. maddesi de gözetilerek sözleşmenin fesih tarihinden itibaren davacının aynı işi yapabileceği bir büfeyi bulabileceği makul sürenin bilirkişi marifetiyle tespiti ile bu süre için uğradığı kazanç kaybına hükmedilmesi gerekirken, bu yönler üzerinde durulmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
GE/AY/TB