MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, çeyiz senedine dayalı olarak senette belirtilen eşya ve ziynetlerden davacının payına düşen 17.000 TL'nin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile ziynet eşyaları dışındaki eşyaların toplam bedeli olan 5.740 TL'nin yarısının yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ve davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre temyiz eden davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilesinin davalı ... ile evlenmesi sırasında davada dayanılan çeyiz senediyle senette yazılı bulunan ziynet eşyaları ve diğer eşyaların davacı ve eşine bağışlandığını, anılan ziynetlerin ve eşyaların tarafların müştereken kaldığı eve götürüldüğünü, bir süre sonra davalı eş ve ailesinin davacıyı istemediğini bildirerek davacıyı ortak konuttan kovmaları sonucu dava konusu edilen ziynet ve eşyaların davalıların yedinde kaldığını, taleplerine rağmen iade edilmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla eşya ve altınlardan davacının payına düşen 17.000 TL'nin yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili, davada dayanılan mehir senedinin abartılı olarak düzenlendiğini, eşya ve altın olarak düğünde alınanların tümünün davalı ... tarafından alındığını ve davacı ve eşine bağışlandığını, ancak evlenmeden itibaren bir yıl dahi geçmeden davacının davalıların evde olmadığı bir sırada ortak konutu terk ettiğini ve bir daha da geri dönmediğini, düğünde takılan altın ve ziynetlerin davacının yedinde olduğunu, yine söz konusu altınların yarısının davalı eşe ait olması nedeniyle altın ve eşyaların değerinin tespit edilmesinden sonra davalı eşin altınlar üzerindeki hakkı, davacının eşyalar üzerindeki hakkından fazla olduğundan eşya üzerindeki hakkın takas- mahsubunu istediklerini belirterek, haksız ve dayanaksız açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını,ispat yükü altındadır.
Dosya kapsamı itibariyle davacı ile davalılardan ...'ın 2007 yılında evlenmeleri sırasında 21.7.2007 tarihli mehir senedi düzenlenmiş, bu senet ile senette yazılı ziynet ve eşyalar her iki tarafın babası ... ve ... tarafından davacı ve eşine düğün hediyesi olarak hibe edilmiştir. Senette bağışta bulunan babaların bu eşya ve ziynetlerde hak ve alakalarının kalmadığı, hibe edilen ziynet ve eşyaların çiftin müşterek malı olacağı, söz konusu ziynet ve ev eşyalarının davacı tarafından ortak konuta tam olarak getirildiği,ilerde meydana gelebilecek boşanma ya da ayrılık durumunda ziynetlerle ev eşyalarının 1 / 2 payının davacıda olduğunun ispat yükü davalılara ait olmak üzere ödeneceği, davalılar tarafından kabul ve taahhüt edilmiştir. Duruşmada dinlenen davacı tanıkları da, senette belirtilen ziynet eşyalarının davalı tarafça alındığını, ancak sonrasında davacının elinden alınarak bir daha da iade edilmediğini beyan etmişlerdir. Bu şekilde davalı yanın senet gereğini yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, tanıkların soyut ve genel beyanları ile davacı, evden son ayrıldığı tarih itibariyle dava konusu edilen ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve evlilik sırasından kendisinden alındığını ispat edememiştir. Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde “her türlü yasal kanıt ” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya dava konusu ziynetlerin evlilik birliği sırasında kendisinden alındığı, ortak konuttan ayrıldığı sırada alamadığı, davalı tarafta kaldığı konusunda davalı yana yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün yukarıda ( 2 ) No'lu bentte yazılı nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy