(818 S. K. m. 486)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, kira alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemidir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, icra ve inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 1.4.2004 tarihli kira sözleşmesiyle kiracı olan davalıların 1.4.2004 tarihinden 31.12.2005 tarihine kadar gerçekleşen kira bedellerini ödemediklerini, bu tarihten sonra da kiralananın içinde bulunduğu işhanına kayyım tayin edilmesi sebebiyle işten el çektiğini, ödenmeyen kira bedelleri için yapılan takibe davalıların itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar davalının dayandığı kira sözleşmesini kabul etmediklerini, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 1.3.2004 tarihli kira sözleşmesi olduğunu, davacının beyan ettiği tarihte yeni bir kira sözleşmesi imzalamadıklarını, muhtemelen davacının 1999 yılında imzalanan, önceki kira sözleşmesi döneminde elinde kalan kira sözleşmesini doldurduğunu, kira borçları olmadığını bildirerek, davanın reddini talep etmişlerdir. Davacı, 1.4.2004 tarihli 5 yıl süreli aylık 400,00 TL kira bedelli kira sözleşmesine dayanmakta olup, kira sözleşmesinde kiralayan İ. G. Mirasçıları adına E. G., kiracı A. T.'dir. Kira sözleşmesini davalı L. T. adi kefil olarak imzalamıştır.
Davaya konu taşınmaz, kira sözleşmesinin yapıldığı tarihte İ. G. adına kayıtlıdır. Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2004/1266 E. 2004/1473 K. sayılı ve 10.11.2004 tarihli kararıyla İ. G. terekesi taksim edilinceye kadar. B. E.'nun, tarafların elbirliği mülkiyetiyle malik oldukları davaya konu taşınmazın da içersinde bulunduğu işhanının yönetimi için tereke mümessili olarak atanmasına karar verilmiştir. Karar Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmesi üzerine, işhanının yönetimi tereke mümessiline geçmiştir. Kira sözleşmesi İ. G. mirasçıları adına imzalanmış olmasına göre, kira alacağı tereke alacağı olup, dava tarihi itibariyle davacının tereke temsilcisi olmaması sebebiyle tereke adına takip yapma ve dava açma ehliyeti bulunmamaktadır. Yargılamadan sonra taşınmazın mülkiyeti davacıya geçse dahi, alacak temlik edilmedikçe, davacı tereke alacağına istinaden tek başına ve kendi adına takip yapamaz. Bu sebeple davacının dava açma ve takip yapma ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olunmuştur.
Kabule göre de; davalı L. T. kira sözleşmesini adi kefil sıfatıyla imzaladığından, B.K.'nun 486/1. maddesine göre, adi kefaletten dolayı kefil hakkında takip yapılabilmesi, ancak kefalet akdinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkında takibat icra olunup da, alacaklının hatası olmaksızın semeresiz kalması yahut borçlu aleyhinde Türkiye'de takibat icrasının imkansız hale gelmesi halinde mümkündür. Bu şartlar oluşmadan doğrudan kefil hakkında takip yapılamayacağından, Davalı L. hakkındaki davanın bu bakımdan da kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu sebeplerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy