MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacılar adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu bağ niteliğindeki ... ada ... parsel sayılı taşınmazın 319/3986 payı tapuda ... adına kayıtlı iken adı geçenin 08.06.2010 tarihinde payını 28.000 TL bedelle davalıya satması üzerine süresinde açılan işbu dava ile taşınmazın diğer paydaşları olan davacılar önalım hakkının tanınmasını istemiştir. Davalı ise yapılan işlemin gerçekte satış olmadığını miras hukukundan kaynaklanan bedelsiz bir temlik olduğunu, pay satan ...'nın annesi olduğunu, aralarında miras ilişkisi olup önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, gelen nüfus kaydına göre davalının, pay satan ...’nın oğlu olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Paylı mülkiyet halindeki taşınmazın paydaşı payını eşine, çocuklarını veyahut akrabalık ilişkisi bulunan bir başkasına temlik ederse şeklen satış olarak gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hakkına bağlı veya hibe gibi maksada yönelik işlem olduğu iddia ve ispat edilirse önalım hakkının ileri sürülemeyeceği 27.03.1957 gün ve 12 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıkça belirtilmiştir. Bu yöndeki savunmanın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Anılan İçtihadı Birleştirme Kararı sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı kuralının bir istinasıdır.
Olayımıza gelince; Dava konusu edilen ... ada ... parsel No’lu bağ vasıflı taşınmazın 319/3986 payı tapuda ... adına kayıtlı iken bu kişi tarafından 08.06.20010 tarihinde gerçekleştirilen satış işlemi ile davalıya temlik edilmiştir. Dosyada bulunan nüfus kayıtlarından satıcı ... ile alıcı arasında anne-oğul ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. 27.03.1957 tarih ve 12 / 2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre paylı mülkiyette paydaş, payını, eş veya çocuklarına ya da akrabaya temlik ederse görünüşte satış sözleşmesi yapılsa bile gerçekte miras hukuku ile ilgili amaçların ya da bağışlama gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda önalım hakkı kullanılamayacaktır. Davaya konu olayda davalının savunması da bu doğrultuda olup payını devreden ...’nın söz konusu payı karşılığında herhangi bir bedel almadığını, payını aslında oğlu olan davalıya bağışladığını belirtmiştir.
Ne var ki, satış sözleşmesinin tarafları arasında miras ilişkisi bulunması tek başına hibe savunmasını kanıtlamaya yeterli değildir. Yukarıda da açıklandığı gibi bu yöndeki savunmanın davalı tarafından tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkün olup mahkemece davalıdan hibe savunmasının ispatı için tanık dahil tüm delilleri sorulmalı, varsa davacıdan da karşı delilleri sorularak tüm deliller toplandıktan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 07/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy