MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Çeyiz Eşyası ve ziynet alacağı
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı çeyiz eşyası ve ziynet alacağı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, çeyiz eşyası ve ziynet eşyalarının aynen iadesi mümkün olmazsa bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, Dava dilekçesinde belirtilen kişisel çeyiz eşyaları yargılamanın devamı sırasında teslim edildiğinden bu eşyalar yönünden dava konusuz kalmakla karar verilmesine yer olmadığına, ziynet eşyalarına yönelik talebin reddine, karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının davacıyı dövmesi nedeniyle, davacının müşterek çocukları ...'ı da alarak müşterek haneyi terk ettiğini ve baba evine sığındığını, davacının gördüğü şiddet üzerine evden çıktığını ve hiçbir eşyasını alamadığını, boşanma davası devam ederken bu eşyaların davalıdan istendiğini ancak iade edilmediğini, belirterek 124 gr 22 ayar bilezik, 50 gr 14 ayar takı seti, Pırlanta yüzük, 10 gr 14 ayar bilezik, 40 tane küçük altın, 44 gr 22 ayar bilezikten oluşan ziynet eşyalarının aynen, olmadığı takdirde bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davacının evi haksız yere terk ettiğini, taraflar arasındaki anlaşmazlığın hiçbir zaman davacının ortak haneyi terkine sebebiyet verecek derecede olmadığını, davalının kötü muamelede bulunmadığını her zaman maddi ve manevi destek olduğunu, sorunun davacının davalının ailesini istememesi olduğunu, davacının evi terk ederken tüm takıları beraberinde götürdüğünü, davalıda davacıya ait hiçbir ziynet eşyasının bulunmadığını, zaten davacının talep ettiği kadar ziynet eşyasının da olmadığını, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay İçtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Olayımıza gelince; Dosya kapsamından tarafların boşandıkları, boşanma kararına gerekçe olarak davalının davacıya uyguladağı şiddete dayalı davranışları olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, ... 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2008/337-687 EK sayılı 16/03/2008 tarihinde kesinleşen ceza dosyası getirtilerek boşanma dosyası ile birlikte değerlendirilmek suretiyle, ziynet eşyaları hakkında karar verilmesi gerekirken, noksan inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.