MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkillerinin 01/10/2005 tarihli kira sözleşmesi gereğince ... isimli işyerini davalı şirketten iki yıllığına kiraladıklarını, müvekkillerinin ilk kira bedelini 31/05/2006 tarihli fatura karşılığında 30.000,00 TL olarak ödediklerini, 2. yılın kira bedeline mahsuben de davalıya 3 adet 15/06/2006, 10/07/2006 ve 10/08/2006 vadeli 5.000,00 TL lik toplamda 15.000,00 TL lik senet verildiğini ve bu 3 adet senedinde ... Halk Bankasına müvekkili ... tarafından ödendiğini, müvekkillerinin sözleşmeye uygun davranmalarına rağmen 13/06/2006 tarihinde taşınmazın maliki ... tarafından taşınmaza el konulduğunu, kira sözleşmesinin davalılar tarafından tek taraflı olarak haksız yere feshi nedeniyle davalıların sebepsiz yere zenginleşmeleri sonucunda 45.000,00 TL ödenmiş kira bedelinin, 3.820,00 TL elektrik bedeli, 10.000,00 TL kazanç kaybı, 10.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 68.820,00 TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Davalılar davanın reddini savunmuştur.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, kararın dayandığı gerekçelere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacıların yoksun kalınan kâra ilişkin temyiz itirazına gelince; Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01/10/2005 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Borçlar kanunun 249. maddesi uyarınca kiralayan kiralananı sözleşme ile amaçlanan kullanıma uygun bir biçimde teslim etmek ve bu halde bulundurmakla yükümlüdür. Ayrıca aynı Kanunun 253. maddesinde kiralayanın zapta karşı sorumluluğu düzenlenmiştir. "Davalı kiralayan bir üçüncü kişinin kiralananda kiracının hakkıyla bağdaşmayan bir hak ileri sürmesi durumunda kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine davayı üstlenmek ve kiracının uğradığı her türlü zararı gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Nitekim yeni Türk Borçlar Kanununda 309. maddesinde paralel bir düzenleme getirilmiştir. Olayımızda davalılar sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh ederek kiralanana el koymuşlardır. Davalıların zapta karşı tekeffül borcu bulunduğundan haksız fesh edilen sözleşmeden dolayı davacı kiracının zararlarının tazmin edilmesi gerekir. Mahkemece
fesih tarihinden itibaren dönem sonuna kadar mahrum kalınan kâr'a hükmetmiştir. Ne var ki, BK.98. maddesi uyarınca, sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanması gereken, aynı kanunun 44. maddesi hükmüne göre, davacı kiracı da zararının artmaması için sözleşmenin fesih tarihinden itibaren aynı vasıfta işyerini kurmak ve aynı koşullarda bir yere taşımak konusunda gerekli çabayı göstermek zorundadır. Mahkemece, sözleşmenin fesih tarihinden itibaren davacının aynı işi yapabileceği bir dükkanı bulabileceği makul sürenin bilirkişi marifetiyle tespiti ile bu süre için kazanç kaybına hükmetmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmadan dönem sonuna kadar sorumlu tutması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (2) No'lu bentte açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 16/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy