MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın iptali
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av. ... geldi. Hazır bulunanın sözlü beyanı dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı köy tüzel kişiliği vekili dava dilekçesinde; köye ait kaynak suyunun 28.08.1999 tarihli köy kararı ile davalı belediyeye şartlı olarak tahsis edildiğini, şartın su gelirinin %10’unun köye ödenmesi olduğunu, Belediye meclisinin 08.09.1999 tarihli kararı ile tahsisi ve şartı kabul ettiğini, ancak davalının Eylül/2004 tarihinden bu yana %10’luk bedeli ödemediğini, alacağın tahsili için icra takibi yaptıklarını ancak davalının borca itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili davanın reddini istemiş, mahkemece Yeraltı Suları Hakkında Kanunun 4/3.maddesi uyarınca genel sulardan olan yeraltı sularının kiraya verme yetkisinin il özel idarelerine ait olduğu davacının sahip olmadığı bir hakka dayanarak kiraya vermesinin geçerli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Köy sınırları içinde kalan davaya konu kaynak suyunun yararlanma hakkı köy tüzel kişiliği tarafından içme ve kullanma suyu olarak kullanılmak üzere davalı belediyeye kiraya verildiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık; sözleşmeye dayalı olarak dava açan köy tüzel kişiliğinin aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Yeraltı Suları Hakkında Kanunun 1.maddesi hükmüne göre yeraltı suları gelen sulardan olup devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aynı kanunun 4./3.maddesi ise “……işlenerek veya doğal haliyle içme suyu olarak satılmak üzere çıkarılan yer altı suları, hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdeki kaynak suları (mazbut vakıflara ait sular hariç) 2886 sayılı Kanun hükümlerine uygulanarak il özel idarelerince kiraya verilir” hükmünü ihtiva etmektedir. Mahkemece söz konusu yasa hükmü gerekçe gösterilerek, davacının kanunen sahip olmadığı bir yetkiyi kullanmasının geçerli olmadığı ve dolayısıyla davacının alacağı takip yetkisi bulunmadığına karar verilmiştir. Ne var ki taraflar arasında koşulları 28.08.1999 tarihli köy kararında belirtilen şekilde kira ilişkisi bulunmaktadır. Mevcut kira sözleşmesinin feshi ya da iptali konusunda davalı tarafından açılmış bir davada bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin geçerli olabilmesi için kiraya verenin mutlaka o şeye malik olması gerekli değildir. Mülkiyet hakkına sahip olmayan bir kişi de kiraya veren sıfatıyla bir sözleşme yapabilir. Malik olmayanın yaptığı sözleşme geçerli olup taraflarına hak ve borç teşmil eder. Yani malı veya bir hakkı kiraya veren kişi söz konusu şeyin maliki olmasa bile sözleşmenin tarafı olan kiracıya karşı kiralayan sıfatıyla yükümlülük altına girer. Aynı şekilde malın kullanımı kendi istifadesine bırakılan kiracı da ona kira borcunu ödemekle yükümlüdür. Sırf kiraya verenin aslında o şeyin maliki olmadığını gerekçe göstererek bu borcu ifa etmekten kaçınamaz. Kira ilişkisi taraflarca karşılıklı olarak feshedilmediği veya mahkeme hükmü ile ortadan kaldırılmadığı sürece varlığını korur. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde kira sözleşmenin tarafı olan davacı köy tüzel kişiliğinin sözleşmeye dayalı olarak alacak davası açmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu itibarla aktif dava ehliyeti bulunan davacı yönünden işin esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken Yeraltı Suları Hakkında Kanun gerekçe gösterilerek aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 990 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 25.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy