MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu ... no'lu parselin paydaşlarından olduğunu, taşınmazın 123/392 payının ... tarafından 28/03/2011 tarihinde davalıya hibe edildiğini öğrendiklerini, tapuda yapılan temlikin bağış gibi görünse de aslında satış olduğunu, önalım hakkını engellemek için bağış olarak gösterildiğini, görünüşteki işlem gerçeği yansıtmadığından, davacının önalım hakkının bulunduğunu belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davalı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, davalının taşınmazda hibe yoluyla hisse sahibi olması nedeniyle önalım hakkının kullanılamayacağını, dava konusu taşınmazda rızai taksim olduğunu, her paydaşın kendisine isabet eden kısmı kullandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde, diğer paydaşa o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve o payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.
Olayımıza gelince; davacının da paydaşı bulunduğu 1106 no'lu parselde önalım hakkına konu edilen 123/392 pay, 28/03/2011 tarihinde paydaşlardan ... tarafından kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olarak davalıya bağışlanmıştır. Satış
dışındaki temliklerde önalım hakkının kullanılması mümkün değildir. Davacı tapuda bağış şeklinde yapılan temlikin aslında satış olduğunu, gerçekte payın davalıya satıldığını ileri sürerek tapuda yapılan işlemin muvazaalı olduğunu iddia etmiştir. Tapudaki işlemin tarafı olmayan davacının bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlaması mümkündür. Davacı vekili 20/02/2012 tarihli delil listesinde tanıklarını bildirmiş, ancak tanıkların tapuda hibe şeklinde yapılan işlemin gerçekte satış olduğu iddiasına ilişkin olarak dinlenilmesi gerekirken sadece fiili taksim iddiası konusunda dinlenilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, taraflar arasında yapılan hibe işleminin nedeninin davalıya açıklattırılması, hibe işleminin muvazaalı olduğu, işlemin gerçekte satış olduğu iddiası ile ilgili, davacı tanıklarının dinlenilmesi, tüm deliller değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tapudaki işlemin gerçekte satış olduğu kanıtlanmadan fiili taksim nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy