MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu edilen payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarından olduğunu, davalının bu taşınmazlarda pay iktisap ettiğini, ancak davacının önalım hakkının kullanılmasını engellemek için tapudaki temlikin hibe olarak gösterildiğini, payı devreden ile davalı arasında yakın akrabalık ilişkisi bulunmadığından payın hibe edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek önalım nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, tapuda yapılan temlikin hibe olduğunu, ayrıca taşınmazın 25 yıl önce fiilen taksim edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşa o payı öncelikle satın alma hakkını veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve o payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Davacı, tapuda yapılan hibe işleminin tarafı olmadığından tapuda "hibe" şeklinde gösterilen işlemin aslında satış olduğu, görünürdeki işlemin muvazaalı olduğu iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delil ile kanıtlayabilir. İşlemin gerçekte "hibe" olmayıp "satış" olduğunun belirlenmesi halinde, şayet satış bedeli kanıtlanabilirse bu bedel, yoksa işlem tarihinde keşfen saptanan bedel önalım bedeli olur.
Olayımıza gelince; Dava konusu pay tapuda hibe suretiyle davalıya devredilmiştir. Satış dışındaki temliklerde önalım hakkının kullanılması mümkün değildir. Davacı da tapuda hibe şeklinde yapılan temlikin aslında satış olduğunu iddia ederek muvazaa iddiasında bulunmuştur. Tapudaki işlemin tarafı olmayan davacının bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlaması mümkündür. Mahkemece mahallinde keşif yapılarak tarafların bildirdiği tanıklar dinlenmişse de muvazaa iddiası ile ilgili olarak tanık beyanlarının alınmadığı, muvazaaya ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın fiili taksim nedeniyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Oysa öncelikle davacının muvazaa
iddiası üzerinde durularak taraflar arasındaki işlemin hibe değil de satış olduğu sonucuna varıldığı takdirde fiili taksime ilişkin araştırma yapılması gerekir. Taraflar arasındaki işlemin muvazaalı olmadığı sonucuna varılması halinde ise hibe yoluyla devirlerde önalım hakkının kullanılamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece öncelikle muvazaa iddiası üzerinde durularak sonucuna göre işlem yapılması gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 08/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.