MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl ve birleşen dava, önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tesicili istemine ilişkindir. Mahkemece davaların kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından birleşen davanın önalım bedeline yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, asıl dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu ... ada ... parselin diğer paydaşları ..., ..., ... ve ...'in 460/1635'er hisselerini davalıya 25.10.2010 tarihinde sattıklarını belirterek bu payların iptali ile davacı adına tescilini birleşen dava da ise davacı vekili, davalının aynı parselden 15.09.2010 tarihinde ...'nın 07.04.2011 tarihinde ...'dan ve ...'den pay satın aldığını ancak tapuda önalım hakkının kullanılmasını engellemek için satış bedelinin yüksek gösterildiğini, gerçek satış bedellerinin ...'dan alınan pay için 7000 TL olmasına rağmen tapuda 15.000 TL, ... hissesinin 8000 TL olmasına rağmen tapuda 13.800 TL, ... hissesinin 5300 TL olmasına rağmen tapuda 9200 TL olarak gösterildiğini belirterek davalı adına kayıtlı bu payların iptali ve davacı adına tescilini istemiştir. Davalı vekili, davalının asıl davaya konu pay satışından önce dava konusu taşınmazda hissedar olduğunu önalım hakkının kullanılamayacağını ve davanın reddini savunmuştur.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Ancak, davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; davacı vekili birleşen davaya konu payların tapuda satış bedellerinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia etmiştir. Davacı, bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlaması mümkündür. Ancak bu konuda dinlenen tanıklar ... ve ... ile mahkemece dinlenmesine yer olmadığına karar verilen tanıklardan ... satış sözleşmesinin tarafı olduğundan beyanlarına itibar edilemez. Davacının bildirdiği satış sözleşmesi ile bağlantısı bulunmayan tek tanık ... olup, mahkemece bu tanığın dinlenmesi, gerekirse davacı delil listesinde vs. hukuki delil demekle yemin
deliline dayandığından davacıya bedelde muvazaa yapıldığı hususunda davalı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy