MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Eşya alacağı
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, tarafların 2008 yılında evlendiklerini, daha sonra ... 5. Aile Mahkemesinin 2010/528 Esas, 2011/719 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, düğün esnasında davacıya 12 adet bilezik, 60 çeyrek altın ve 1.000.- TL nakit para takıldığını, ancak ziynetlerin davacı evden ayrılırken davalıda kaldığını belirterek ziynet eşyalarının aynen iadesine, iadesi mümkün olmadığı taktirde fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000.- TL'nın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde, düğünde takılan altınların düğün esnasında davacının annesine verildiğini ve kendisinin de düğünde sorun çıkmaması nedeni ile müdahale etmediğini, daha sonra davacı ile ortak karar aldıklarını ve ziynetleri bozdurarak bir kısmı ile borçlarını ödediklerini, diğer kısmının ise Ziraat Bankası Demetevler Şubesinde davacı adına yatırıldığını, davacı evi terkederken ziynetlerin davalıda kalmadığını, belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının düğün masrafları nedeniyle daha sonra verilmek üzere düğünde takılan ziynet eşyalarını ve paraları davacıdan aldığı, ziynetlerin bir kısmını bozdurduğu, paranın bir kısmını bankaya yatırdığı, bir kısmıyla borç ödendiği, bankaya yatırdığı parayı daha sonra çekip şahsi borçları için harcadığı gerekçesiyle davanın ıslah edilmiş haliyle kabulüne karar verilmiştir.
1- Dosya kapsamına, taplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin düğünde davalı erkeğe takılan ziynet ve paralara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı tarafından düğünde takılan ziynet ve paraların aynen ya da bedelinin tahsiline ilişkin talep incelendiğinde, davacı kadının düğünde hem davacıya hem de davalıya takılan
ziynet ve paraları dava konusu yaptığı anlaşılmaktadır. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosyaya delil olarak sunulan düğün CD'lerinden bir kısım ziynet ve nakit paranın davacı geline, bir kısım ziynet ve nakit paranın ise davalı damada takıldığının tespit edildiğini belirterek her iki tarafa takılan ziynet eşyaları ile paralar ayrı ayrı gösterilmiştir. Düğün sırasında kadına (geline) takılan ziynet ve paranın kadına ait olduğu kabul edilmekte ise de, erkeğe (damada) takılan ziynet ve nakit paraların da kadına hediye olarak takıldığı ya da kadına bağışlandığı kanıtlanamamış ise bu ziynet ve paranın erkeğe ait olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle, erkeğe takılan ziynet ve paraların da davacı kadına takıldığı ya da sonradan bağışlandığının kanıtlanıp, kanıtlanmadığı üzerinde durulmadan, erkeğe takılan ziynet ve paranın da davacı kadına aitmiş gibi hüküm kurulması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, düğünde erkeğe (damada) takılan ziynet ve paraların da davacı kadına (geline) takıldığı ya da bağışlandığı hususları üzerinde durularak, gerektiğinde yöresel örf ve adetlere göre düğünde erkeğe takılan altınların kime ait olacağına ilişkin yerleşik bir adet olup olmadığı araştırılmalı ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.