MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık,önalım hakkına konu edilen payların iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece 52.920,24.-TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının,... ada ... parsel numarasında kayıtlı taşınmazın 233/1152 hissesinin malik ve paydaşı olduğunu, davalının, ...'a ait 3029/36864 hisse ile, ...'a ait 233/1152 hisseyi 23/09/2011 tarih ve ... yevmiye nolu ferağ işlemi ile iki pay toplamının satış bedelini 30.500,00 TL olmasına rağmen 70.000,00 TL göstererek satın aldığını,Şuf'alı payların satış bedelinde muvazaa olduğunu, zira ... 3.Noterliğince düzenlenen 16 Haziran 2010 gün ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile aynı pay sahipleri taşınmazdaki paylarını davalı ... ...'in eşi ...'e beher pay 15.250.00 TL hesabıyla toplam 30.500,00 TL. bedel ile satmayı vaad ve taahhüt ettiklerini, satış bedelini nakten ve peşin olarak aldıklarını beyan ettiklerini, bu satış vaadinin tapuya şerh verildiğini, aradan bir yıl geçtikten sonra da iki payın tapuda bu kez ...'in eşi davalı ...'ye Suf'a hakkının kullanılmasını önlemek için 70.000.00 TL gibi çok fahiş ve gerçek dışı bir bedel göstererek satış işleminin yapıldığını belirterek,davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili müvekkilinin ... ve ...'a ait hisseleri, hisse maliklerinden 70.000,00 TL bedelle satın aldığını, iddiaların gerçek dışı olduğunu,Davacı tarafın, dava dışı ... ve ...'ın, hisselerini 30.500,00 TL. bedelle satmayı vaad ettiği iddiasında olduğunu, Oysa 16 Haziran 2010 tarihli sözleşme incelendiğinde, bir gayrimenkul satışının söz konusu olmadığı, davaya konu gayrimenkulde mevcut, miras payının temlikinin vaad edildiğini, davalının 16/06/2010 tarihli satış vaadi sözleşmenin tarafı olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; eski malikler ... ve ... ile davalının eşi ... arasında ... 3.Noterliğince düzenlenen 16 Haziran 2010 gün ve 12995 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde belirlenen değer, 23/09/2011 tarihinde yapılan şufalı payların satışındaki değere esas olamaz.Tanıkların beyanları satış vaadi sözleşmesine ilişkin olup, muvazaa iddiası yönünden görgüye dayalı değildir. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu edilen parseldeki payların değeri 51.765 TL olarak bildirilmiş ise de, muvazaa iddiasının kanıtlanması için değer konusundaki rapor tek başına yeterli değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arzeder. Davacı dinlettiği tanıkları ve sunduğu delillerle bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamamıştır. Bu durumda mahkemece davacıdan tapuda gösterilen payların satış bedeli ve masrafları üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanılmayacağının sorulması, kullanılacağının bildirilmesi halinde önalım bedelinin depo edilmesi için süre ve olanak tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (2) No'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 29/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy