MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının 1987 yılından beri kiracısı olduğunu, 2010 yılına kadar kira parasından sadece damga vergisi kesintisi yapılarak net olarak ödendiğini, ancak 2010 yılında kurumlar vergisi tebliğine istinaden 2007, 2008, 2009 ve 2010 yılı kira parası nedeniyle %20 kesinti yaparak ödemede bulunduğunu, davalının haksız olarak kesintide bulunduğunu, kira sözleşmesinin başından beri müvekkili lehine bu şekilde ödeme yapılması nedeniyle müvekkili lehine kazanılmış hak olduğunu, 2007, 2008, 2009 ve 2010 yılları için davalının haksız olarak kestiği stopajlar nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 8000,00 TLnin yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir. Davalı, 01/12/2009-01/12/2010 kira dönemi yıllık kirasından yapılan stopaj kesintisinin 2010 yılına ilişkin olmayıp, 2007, 2008 ve 2009 yılı kiralarına yönelik ait olduğu yıllarda tahsil edilmeyen %20 stopaj kesintisi olduğunu, Sayıştay Başkanlığı tarafından verilen rapor doğrultusunda kesintinin yapıldığını, mazbut vakıflar dışındaki vakıfların kira gelirlerinden %20 oranında tevkifat yapılması düzenlemesinin 01/01/2007 tarihinde kabul edildiğinden, bu tarihten itibaren olan kira paralarından stopaj kesintisi yapılması gerektiği belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, Sözleşmeye ve Gelir Vergisi Kanununa uygun olarak kira ödemelerinden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vakıf yönünden gelir tevkifatının 01.01.2007 tarihinde getirildiği, bu nedenle davacının eksik ödeme iddiasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 01/12/1987 tarihli bir yıl süreli kiraya vereni ..., kiracısı Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü olan kira sözleşmesine ilişkin uyuşmazlık yoktur. Davacı mazbut vakıflardan değildir. Kira sözleşmesinin 3. maddesinde binaya ait her türlü vergi resim ve harçlar mal sahibince ödeneceği kararlaştırılmışsa da, kira gelirinden alınacak kesilecek olan stopaj bu kapsamda değerlendirilmez. Kira sözleşmesinin başından itibaren kira parsının damga vergisi
kesildikten sonra net ödendiğine ilişkin bir uyuşmazlık yoktur. Dolayısıyla kira sözleşmesinde açıkça kira parasının net olduğu belirtilmemişse de, 2010 yılına kadar bu şekilde ödemenin yapılmış olması karşısında, kira sözleşmesinde kararlaştırılan kira parasının net olarak ödenmesi gereken kira bedeli olduğunun kabulü zorunludur. Davalı tarafından 01.01.2007 tarihinden itibaren stopaj kesintisi yapılmasına ilişkin düzenleme getirildiği belirtilmiş ve mahkemece bu nedenle dava reddedilmiş ise de, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94. maddesinin 5/b bendinde vakıflar ve derneklere ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığında, bunlara yapılan kira ödemelerinden gelir vergisi tevkifatı yapılacağına ilişkin düzenleme 2007 yılında getirilmemiş olup, vakıfların gayrimenkullerinin kiralanmasında vergi tevkifatı yapılacağına ilişkin hüküm 193 Sayılı Yasada 2007 öncesinde de bulunmaktadır. Aksine 01.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5035 Sayılı Yasanın 48. maddesinin 4/d bendi ile 193 Sayılı Yasanın 94. maddesinin 5/b deki “vakıflar ibaresi "Vakıflar (mazbut vakıflar hariç)" olarak değiştirilerek Mazbut Vakıflar kapsam dışına çıkartılmıştır. 2007 yılında ise 06/11449 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.01.2007 tarihinden itibaren %22 olan vergi tevkifatı oranının %20 oranında yapılacağı kararlaştırılmıştır. Bakanlar Kurulu kararı ile gelir vergisi tevkifatına tabi olacak kurum ve kişilerde bir değişiklik yapılmamış, sadece tevkifat oranın değiştirilmiştir. Davalı tarafından kira sözleşmesinin kurulmasından itibaren kira sözleşmesinde kararlaştırılan kira parasının sadece damga vergisi kesilerek ödenmiş olmasına göre, sözleşmedeki kira parasının damga vergisi kesintisinden sonra ödenmesi gereken miktar olarak kabulü gerekir. Buna göre davalının 2009-2010 yılı kira parasından 2007 yılından itibaren gelir vergisi tevkifatı yapılması gerektiğinden bahisle, kesinti yapması taraflar arasındaki kira sözlemesine uygun olmadığından, haksız olarak kira parasından kesilen miktarın ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy