MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalılar tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. TMK.nun 733/3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 225/2. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 275. maddesine göre "herkesin katılabileceği isteğe bağlı açık artırmalarda satış sözleşmesi, artırmayı yönetenin en yüksek bedeli öneren kişiye ihale etmesiyle kurulmuş olur." hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de açıkça anlaşıldığı üzere aleni ve herkesin katılabileceği ihtiyari artırmada satım sözleşmesi ihale memurunun veya devir edenin ihaleyi açıklamasıyla kurulmuş olur. Fakat taşınmazın mülkiyeti 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 231. Maddesi Türk Borçlar Kanununun 279. Maddesi hükmü uyarınca ancak tapu siciline kaydedilmekle geçer. Dava konusu payın hazine tarafından ihtiyari müzayede ile davalıya usulüne uygun olarak satıldığı hususunda yanlar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır
TMK. 705. maddesi hükmü uyarınca kural olarak taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Diğer yandan aynı Yasanın 1022.maddesi gereğince ayni haklar kütüğe tescil ile doğar ve bundan sonra üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale gelir.
Olayımıza gelince; Önalım hakkının ilişkin bulunduğu ... ada ... parsel no’lu taşınmazdaki 502/703 pay, paydaş Hazine tarafından 03/03/2010 tarihinde yapılan ihalede 26.000 TL bedelle davalı ...’a satılmış, satış bedeli takside bağlanmıştır. Davacı tarafından 01/04/2010 tarihinde açılan iş bu dava ile, davalıya satışı yapılan payın adına tescili istenmiş ise de dava tarihinde ve tapu sicil müdürlüğünün 13/06/2012 tarihli yazısı ekinde gönderilen en son tapu kaydına göre davaya konu pay halen ... adına tapuda kayıtlıdır. Mahkemece, satışı yapılan payın tapuda tescili hususunda taraflara süre verilerek ondan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken tapuda halen ... adına kayıtlı payla ilgili yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine 20/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy