MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Eşya alacağı
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet eşyalarının aynen iadesi, mümkün olmazsa bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde ve yargılama sırasında, davalının, başka kadın ile olan ilişkisi nedeni ile huzursuzlukların başladığını, daha sonra davacının iki çocuğu ile evden kovulması nedeni ile ...'a gelerek ailesinin yanına sığındığını, davacı evden kovulurken düğünde takılan 12 adet 13 gr 22 ayar bilezik,1 adet 6 çeyrekli bilezik, 85 gr 24 ayar 1 adet set, 2 adet tanesi 40 gr olan 24 ayar künyenin davalıda kaldığını, bu olaylardan önce davalının ziynet eşyaları ile ... plakalı aracı satın aldığını, dava açılınca hemen aracı sattığını, üzerinde kalan ve elinde bulunan son ziynet eşyalarını da en son evdeki kapıyı da kırarak elinden aldığını ve bir daha da geri vermediğini ileri sürerek, 12 adet 13 gr 22 ayar bilezik,1 adet 6 çeyrekli bilezik, 85 gr 24 ayar 1 adet set, 2 adet tanesi 40 gr olan 24 ayar künyenin aynen iadesini ya da bedelinin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, davacının ziynet eşyalarının sayısını abarttığını, davacının götürdüğü ziynet eşyalarının dışında kalanların 15 yıllık evlilik süresince eşinin rızası ile alınıp bozdurularak bazı ihtiyaçlar için kullanıldığını, ancak bunların daha fazlasının yatırım amaçlı olarak alınıp örf adet gereği davacıya teslim edildiğini, davacının bu ziynet eşyalarını da alarak gittiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay İçtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Olayımıza gelince; Davalı tarafça ziynet eşyalarının kendisi tarafından ev ihtiyaçları için bozdurularak harcandığı, sonradan bu ziynetlerin aynen davacıya iade edildiği ileri sürüldüğüne göre ispat yükü davalıya aittir. Davalı ziynet eşyalarının davacıya teslim edildiğini yasal delillerle kanıtlamak yükümü altındadır. Davalının ziynet eşyalarını davacıya iade ettiğini 6100 sayılı HMK.'nun 201.maddesine (HUMK. Md.290) göre yazılı belgeyle kanıtlaması gerekir. Davalı tarafından yazılı belge sunulamadığından, davalıya, ziynet eşyalarının davacıya teslim edildiği, davacı tarafından eşyaların götürüldüğü konusunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 29/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy