MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mah.sıfatıyla)
DAVA TÜRÜ: Eşya alacağı
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava ziynet eşyalarının aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 26.11.2005 tarihinde evlendiklerini ve yaklaşık 6,5 ay sonra boşandıklarını, davacıya düğünde takılan takıların düğünden 3 gün sonra davalı tarafından bozdurularak, davalı adına açılmış banka hesabına yatırıldığını belirterek rızası dışında bozdurulup kendisine iade edilmeyen 30 adet bilezik, 1 adet takı seti ve 22 adet çeyrek altının aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise, davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, ziynet eşyalarının dava dilekçesine abartılı yazıldığını, evliliğin sonlanmasından sonra davacının boşandığı eşine eza verici tarzda davalar açarak onu rahatsız etmeyi amaçladığını, davacının müşterek konutu terk ederken ziynetleri beraberinde götürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Somut olayda davacı ziynetlerin bozdurulduğu iddiasındadır. Davacı düğünden üç gün sonra ziynetlerin rızası dışında bozdurularak paranın davalı adına açılan banka hesabına yatırıldığını iddia etmiştir. Yukarıda da izah edildiği gibi davacı bu iddiasını kanıtlamak durumundadır. Duruşmada dinlenen davacı tanıklarından ... ve ...; davacının müşterek konuttan ayrılıp baba evine geldiğinde üzerinde hiç ziynet eşyası olmadığını söylemişler, diğer davacı tanıkları olan davacının anne ve babası da ziynetlerin düğünden hemen sonra bozdurularak davalı adına açılan banka hesabına yatırıldığını, sonrasında davalının bu parayı ne yaptığını bilmediklerini söylemişlerdir. Davacı vekili tanıkların bu beyanlarını destekler mahiyette davalının banka hesabına 6.660 TL yatırıldığını
gösteren 29.11.2005 tarihli banka dekontunu dosyaya sunmuştur. Dosyadaki nüfus kaydından tarafların 26.11.2005 tarihinde evlendikleri anlaşılmaktadır. Davalı parayı inkar etmemiş ve söz konusu paranın neye ilişkin olduğuna dair somut bir delil sunmamıştır. Mevcut delillere göre bozdurma iddiasının usulüne uygun delillerle kanıtlandığının kabulü gerekir. Bozdurulan altınlar yönünden davalı taraf bunların geri istenmemek üzere kadının rızası ile bozdurulduğunu kanıtlamadıkça iade borcundan kurtulamaz. Somut olayda davalı ziynetlerin kadının rızası ile bozdurulduğunu ve geri istenemeyeceğini kanıtlayamamıştır. O halde mahkemece varlığı düğün gününe ait fotoğraf ve video görüntüleri ile kanıtlanabilen ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 21.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.