MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tazminat
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracı tarafından açılan kötü niyetle yapılan devir ve kira sözleşmesi nedeniyle uğranılan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000 TL zararın tazminine yöneliktir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.02.2008 başlangıç tarihli ve üç buçuk yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile kiralanan, davalı ... tarafından market olarak kullanılması için davacıya kiralanmıştır. Bu kiralanan ile ilgili olarak daha önce diğer davalı şirket ile 01.02.2005 tarihli ve dört yıl süreli kira sözleşmesi düzenlenmiş, süreç içinde de, davalı şirket ile davacı arasında yine market olarak kiralananın mal ve demirbaşları ile 415.000 TL bedelle davacıya devri konusunda protokol yapılmıştır. Protokolü takiben de yukarıda sözü edilen ve davada dayanılan kira sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı, açmış olduğu işbu dava ile kira sözleşmesinin yapılmasından kısa bir süre sonra Sarıgazi Belediyesi'nin almış olduğu yıkım kararı gereği kiralananın tahliye edilmesinden kaynaklanan zararlarını talep etmektedir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 301. maddesi hükmü ( mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 249 / 1. maddesi ) gereği kiraya veren kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Kira, sürekli bir akit olduğundan hem sözleşmenin kurulmasından önce var olan, hem de akdin devamı süresince kiracının bir kusuru olmaksızın ortaya çıkan ayıplar kiralayanın tekeffülü altındadır. Diğer bir anlatımla, kiralayan sözleşme süresince kiralananın kullanmaya elverişli halde bulunması için gerekli önlemleri almak durumundadır. Bu yükümlülüğe aykırı davranıldığı takdirde kiracının bu nedenle oluşan zararının tazmini sorumluluğu gündeme gelir.
Somut olayda; her ne kadar gerek önceki kiracı davalı şirket, gerek davacı, kiralananı market olarak kullanmak amacıyla kiralamış iseler de, kiralanan taşınmaz hakkında her iki kira sözleşmesinden önce yapının ruhsatsız olması dolasıyla ... Belediye Başkanlığı tarafından 13.06.2003 tarihinde yapı durdurma tutanağı düzenlenerek belediye encümenince 17.06.2003 tarihinde yıkım kararı alınmıştır. Anılan hukuka aykırılık giderilmediğinden, bu kez davacı ile yapılan kira sözleşmesinden sonra 04.02.2008 tarihinde yapı tatil tutanağı tanzim edilerek belediye encümenince 19.02.2008 tarihinde yapının yıkılmasına karar verilmiştir. Kiralananın 22.05.2008 tarihinde yıkılacağının bildirilmesi üzerine de, davacı, kiralananı 12.05.2008 tarihinde boşaltmıştır. Davalı kiraya veren taşınmazdaki beş yıl öncesinden gelen hukuki ayıptan haberdar olduğu halde, kiralananı mevcut haliyle davacıya kiralamakla Türk Borçlar Kanunu'nun 301. maddesinde düzenlenen ve yukarıda belirtilen edimini yerine getirmemiş, davacı ise basiretli bir tacir olarak kiralananın hukuki ve fiziki durumunu araştırmadan hakkında yıkım kararı bulunan yeri kiralayarak ve peşi sıra bu nedenle taşınmazı tahliye ederek zarara uğramasında katkıda bulunmuştur. Başka bir anlatımla davacı kiracının kiralananı hukuki ayıp nedeniyle kira süresinden önce tahliye etmesinde her iki tarafın da müterafik kusuru bulunmaktadır. Bu durumda, mahkemece işin esasına girilip erken tahliye nedeniyle davacının uğradığını iddia ettiği dava konusu zararlarının tespitinden sonra, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 114 / 2. maddesi ( mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 98 / 2. maddesi ) göndermesi ile aynı yasanın 52. maddesi hükmü ( mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 44. maddesi ) gereğince bir hakkaniyet indirimi yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (2) No'lu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.