MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı ve davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 01.04.2008 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı iken iki yıllık kira süresi dolmadan işyerini tahliye ederek anahtarı 04.03.2009 tarihinde teslim ettiğini, işyerinin yeniden kiraya verilmesine kadar olan süreç için; 4.300 TL kira, 125 TL aidat, 115 TL Çevre Temizlik Vergisi, 73,50 TL su ve atık su bedeli ile taşınmazın düşük bedelle kiraya verilmesinden kaynaklanan 1.500 TL fark kira alacağı olduğundan bahisle toplam 6.213,50 TL alacağın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili ise; haksız fesih iddiasının doğru olmadığını, işyerinin çatısındaki sızıntı nedeniyle işyerindeki makinelerin zarar gördüğünü, çatıdaki problemin giderilmesi konusunda kiraya verenin uyarıldığını ancak olumlu bir sonuç alınamadığını bu nedenle işyerinin BK’nun 250.maddesi kapsamında haklı olarak tahliye edildiğini, tahliye tarihine kadar ödenmemiş kira bedelinin 1.000 TL tutarındaki depozitodan mahsup edilerek kalan 133,33 TL nin davacının avukatına ödendiğini, davalı kiracının ödenmemiş, su, atık su ve aidat borçları olmadığını, tahliyeden sonraki giderlerden ve taşınmazın düşük bedelle bir başkasına kiraya verilmesinden müvekkillerinin sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece çevre temizlik vergisi ve işyerinin düşük bedelle kiraya verilmiş olması kapsamındaki istekler hariç diğer talepler yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin 2 nolu, davalılar vekilinin 3 nolu bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin kira, aidat ve atık su bedeline yönelik temyiz itirazlarına gelince
Davada dayanılan ve hükme esas alına 01.04.2008 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı ... Ltd Şti taşınmazda kiracıdır. Sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesi gereği taraflar sözleşme hükümlerine uygun davranmak durumundadır. Haklı neden olmadıkça ve usulüne uygun feshedilmedikçe kiracı, sözleşme süresi ile bağlı olup sözleşmenin süresinden önce ve haksız olarak feshi durumunda kiraya verenin bundan kaynaklanan zararını gidermekle yükümlüdür. Somut olayda kiralananın olağan sözleşme süresinden önce (04.03.2009 tarihinde) tahliye edilerek anahtarın davacıya teslim edildiği çekişme konusu değildir. Her ne kadar davalı sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ve giderim borcu olmadığını savunmuş ise de BK 250.maddesi kapsamında feshin haklı olduğu davalı kiracı tarafından kanıtlanabilmiş değildir. Bu kapsamda davalı taşınmazın olağan şartlarda yeniden kiraya
verilebileceği tarihe kadar olan kira, aidat ve sair borçlardan sorumludur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 01.06.2009 tarihinin olağan yeniden kiraya verme süresi olduğu belirtilmiş olup davalının bu tarihe kadar olan ödemesi gereken kira, aidat, su, atık su bedeli toplamı 4.498,50 TL olarak hesaplanmışken mahkemece bu tutarının 3.998,50 TL olarak kabul edilmesi hatalı olmuştur.
3-Davalılar vekilinin bu bendin kapsamındaki temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece yeniden kiraya verme tarihi olan 01.06.2009 tarihine kadar olan dönemde ödenmeyen site aidatı, su ve atık su paraları yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalılar vekili; site aidatı, su ve atık su borçlarının müvekkili tarafından ödendiğini ve makbuz asıllarının ellerinde olduğunu savunmuştur. Kaldı ki site aidat borçlarının işyerinin yeni kiracısı tarafından davalı adına ödendiği gelen yeni cevabi yazıda belirtilmektedir. Bu durumda uyuşmazlık konusu olan site aidatı, su ve atık su borçlarının kim tarafından ödendiğinin etraflıca araştırılarak, davalı vekilinden de elindeki makbuz asılları istenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan davalı ... sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Davalının kefilliği sözleşme kapsamındaki borçlar için geçerlidir. Taraflar arasındaki sözleşmede kefilin erken tahliye halinde oluşan zararlardan kiracı ile birlikte sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme yapılmadığı gibi sorumluluğunun kapsamı ve sınırları da tayin edilmemiştir. O nedenle davalının erken tahliyeye bağlı olarak istenen alacak kalemleri yönünden sorumlu olduğu düşünülemez. Mahkemece davalı kefilin sorumluluğunun bu kapsamda tayin edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2 ve 3 nolu bentte yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 21.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy