MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı (birleşen dava davacısı) tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl dava, depozito bedelinin iadesine yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali, birleşen dava ise erken tahliye nedeniyle kira tazminatı, hor kullanma tazminatı ve ortak gider alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı (birleşen davanın davalısı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı-k.davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı kiracı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait taşınmazın 01.09.2009 tarihli sözleşme ile konut olarak kiralandığını, kiralananın kullanımı sırasında yoğun rutubet, duvarlarda çatlaklar oluşması, su ve atık su tesisatında yaşanan sorunlar gibi akde aykırı bir çok olumsuzluklar ortaya çıktığını, bu olumsuzlukların davadan önce ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/36 diş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, bu koşullar altında kiralananın kullanımının mümkün olmadığını, sözleşmenin bu yüzden haklı olarak feshedilerek anahtarın konutta teslim posta yoluyla 22.04.2010 tarihinde davalıya teslim edildiğini, kira başlangıcında davalıya verilen 10.000 USD tutarındaki depozitonun kendilerine iade edilmediğini belirterek depozito bedelinin tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı kiralayan vekili ise bu dava ile birleşen ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/328 esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde; taşınmazın kiracıya iyi durumda teslim edildiğini, kiracının feshinin haksız olduğunu, taşınmazın 30.04.2010 tarihinde tahliye edildiğini, kiralanana hasar verildiğini, hasarın ... 2.Aliye Hukuk Mahkemesinin 200/35 D.iş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, depozitonun iade koşullarının oluşmadığını, kiralanana ait aidat borçlarının ödenmediğini
belirterek erken tahliye nedeniyle 4 aylık kira ve 12.180 TL hor kullanma tazminatı ile 1.750 TL ortak gider alacağının davalı kiracıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında 01.09.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile davalıya (birleşen davanın davacısı) ait villa davacıya (birleşen davanın davalısı) konut olarak kiraya verilmiştir. Kiralananın kullanım amacına uygun ve iyi bir durumda teslim edildiği sözleşmenin 9.maddesinde detaylı şekilde tarif edilmiştir. Davacı-k.davalı kiralananın kullanımı sırasında ortaya çıkan bir takım olumsuzluklar nedeniyle taşınmazın amaca uygun kullanılmasının mümkün olmadığını, feshin sözleşme ve kanun hükümlerine uygun olduğunu iddia etmiştir. Kiralananda mevcut olan ya da sonradan ortaya çıkan ayıplar B.K.’nun 249 ve 250. maddeleri uyarınca kiraya verenin tekeffülü altındadır. Bu gibi durumlarda kiracı Borçlar Kanunun 250.maddesinde öngörülen hüküm nedeniyle ücretten uygun bir miktarın indirilmesini isteyebileceği gibi, ayıp uygun bir süre zarfında kiralayan tarafından giderilmemişse akdin feshini de isteyebilir. Kanunun açık hükmünden de anlaşılacağı gibi kiracının tercih hakkını kullanmasından önce ayıbın giderilmesi konusunda kiraya verene ihbarda bulunarak uygun bir süre tanınması gerekir. Kiracı tarafından bu koşula uyulmaksızın doğrudan akdin feshinin istenebilmesi kural olarak mümkün değildir. Somut olayda davacı-k.davalı her ne kadar kiralananın kullanımı sırasında bir takım ayıp ve kusurlar ortaya çıktığını iddia etmiş ise de kanunda belirtilen şekilde ihbar ve süre koşuluna uymamıştır. Bu durumda feshin haksızlığına ilişkin mahkemenin kabulü yerindedir. Ne var ki davacının kira başlangıcında kiralayana verildiği tartışmasız olan 10.000 USD depozito bedelinin mahsubu ile birleşen davanın bakiye tutar yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken kiraya verenin uhdesinde olan depozito bedelinin nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy