MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Birleşen ... Sulh H.Mah. .../... E, .../... K. Sayılı dosyada
Bileşen ... Asliye Hukuk Mah. .../... E, .../... K. Sayılı dosyada
DAVA TÜRÜ : Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı ve birleşen davanın davacısı ... tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş, ancak dosyada pulunun olmadığı tespit edildiğinden duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Asıl ve birleşen davalar, önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacılar adına tapuya tescili istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın ve bu dava ile birleşen mahkemenin 2010/643 esas sayılı davanın kabulüne, bu dava ile birleşen ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/531 esas sayılı davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılardan ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkı alıcıya karşı ancak dava açmak suretiyle kullanılır. TMK.nun 733/3. maddesi hükmüyle yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
Önalım hakkı satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir.
Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir.Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640.maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince;
1-ASIL DAVADA;Davacı vekili, dava dilekçesinde dava konusu ... Köyü ... Parsel sayılı taşınmazda davacının 3/20 payı bulunduğunu, davalının diğer paydaşlardan ..., ...ve ...'e ait 3/20'şer payı satın aldığını belirterek 14.05.2010 tarihinde açmış olduğu dava ile MK'nun 732.maddesi gereğince önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili, satışın 20.8.2009 tarihinde noter ihtarı ile davacıya bildirildiğini,davanın süresinde açılmadığını savunmuş,mahkemece noter ihtarının usulsüz tebliğ edildiği, bu nedenle de davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazda 18.8.2009 ve 6.4.2010 tarihlerinde yapılan pay satışları ile davalı taşınmazda toplam 9/20 pay sahibi olmuştur.18.08.2009 tarihli ilk pay satışından sonra davalı davacılardan ...'e 20.08.2009 tarihli ihtar gönderip satışı bildirmiş,ihtar davacı ...'e “aynı çatı altında yeğeni Mehmet Bulut imzasına” tebliğ edilmiştir. Bu ihtar Tebligat Yasasına uygun bir şekilde tebliğ edilmiş olup, tebliğ edilen kişinin muhatabın gerçekten yeğeni olup olmadığı hususu mahkemece kendiliğinden dikkate alınamaz. Bu durumda dava konusu 1.satış 20.08.2009 tarihinde davacı ...'e noter aracılığı ile tebliğ edilmiş olup,bu tarihten itibaren 3 ay içinde açılmayan önalım davası süresinde değildir. Her ne kadar 06.04.2010 tarihli 2.satış için davacı ...'e bir ihtar gönderilmemiş ise de davalı 1.satış ile taşınmazda pay sahibi olmuş olup paydaşa karşı önalım hakkı ileri sürülemeyeceğinden davacı ...'ün 2.satışa karşı açılan davası da yerinde değildir. Bu nedenle mahkemece asıl davada davacı ...'ün davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
2-BU DAVA İLE BİRLEŞEN ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN .../... ESAS SAYILI DAVADA; Davacı ... vekili dava dilekçesinde, ... Köyü ... Parselde davacının 3/20 payı bulunduğunu,davalının paydaşlardan ..., ... ve ...'e ait 3/20'şer pay aldığını belirterek 14.5.2010 tarihinde açmış olduğu dava ile MK'nun 732.maddesi gereğince önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili,davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de,davalı vekili temyiz dilekçesinde fiili taksim savunmasında bulunmuştur.Fiili taksim savunması 14.02.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu nedenle mahkemece davalının fiili taksim savunması üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
3-BU DAVA İLE BİRLEŞEN ... SULH HUKUK MAHKEMESİNİN .../... ESAS SAYILI DAVADA;
Davacı ... vekili dava dilekçesinde, ... Köyü ... Parselde davacının 1/5 payı bulunduğunu,davalının 06.04.2010 tarihli satış ile paydaşlardan ... ve ...'e ait 3/20'şer payı aldığını belirterek MK'nun 732.maddesi gereğince önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı vekili,cevap dilekçesi vermemiştir. Mahkemece,davacı ...'nun taşınmazdaki 3/20 payını 18.8.2009 tarihinde davalıya sattığı, davanın açıldığı 06.04.2010 tarihi itibariyle taşınmazda paydaş bulunmaması nedeniyle önalım hakkı kullanılamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup mahkemece her aşamada re'sen dikkate alınmalıdır. Davacı ... taşınmazdaki 3/20 payını 18.08.2009 tarihinde davalıya satmıştır. Taşınmazda müstakil payı kalmamıştır. Ne var ki, davacı miras bırakanı ... intikal eden elbirliği mülkiyetine tabi paya dayanarak bu davayı açtığını bildirmiştir. Ancak yukarıda yazılı ilke gereği “önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir.” Mahkemece, dava hakkına ilişkin olan bu hususu kendiliğinden öncelikle nazara alması gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ;:Yukarıda 1,2,3 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy