MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Alacak
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili Av....ile davacı vekili Av.... geldiler. Hazır bulunanların sözlü beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, munzam zarar ve kira alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; Dava dilekçesi ile kira alacağına ilişkin olarak 03.07.2001 tarihinde davalı aleyhine ... 5.Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış oldukları davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 60.764 TL alacağın tahsilini istediklerini, mahkemece bilirkişiye hesaplattırılan alacak tutarının ise 68.180 TL olduğunu,... l 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/304 esas 2005/798 sayılı kararı ile 60.764 TL alacağın hüküm altına alınarak davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın 07.02.2008 tarihi itibariyle kesinleştiğini belirterek, 01.04.2009 tarihinde açmış olduğu işbu dava ile saklı tutulan bakiye alacağın tahsili ile birlikte tüm alacak yönünden munzam zarar talebinde bulunmuştur. Davalı vekili ise, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının munzam zararı bulunmadığını, davacının alacağı gününde tahsil etmeyerek, zararın doğmasına ve artmasına yol açtığını,... 5.Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davadaki bilirkişi raporunda, kira alacağının 24.754 TL ve dava tarihine kadar işlemiş faiz tutarının ise 43.426 TL hesaplandığını, davacının olsa olsa asıl alacak üzerinden munzam zarar talep edebileceğini, talebin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporu ve davacının ıslah talebi nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, munzam zarar ve alacak istemine ilişkindir. Munzam zarar borçlunun temerrüdü ile başlayan ve ödemesi ile sona eren devrede alacaklının faizi aşan zararıdır. Davacı, kira alacağına ilişkin olarak 03.07.2001 tarihinde açmış olduğu önceki davada fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş ve 60.764,91 TL alacağın tahsilini istemiştir. Alınan bilirkişi raporunda alacağın 24.754,81 TL’sinin kira bedeli, 43.426,11 TL sinin faiz olmak üzere toplam 68.180,93 TL olduğu hesaplanmıştır. Davacı, 01.04.2009 tarihinde açmış olduğu işbu dava ile saklı tutulan bakiye alacağın tahsili ile birlikte toplam alacak tutarı üzerinden munzam zarar talebinde bulunmuştur. Mahkemece, hükme esas alınan 29.06.2011tarihli bilirkişi raporunda; munzam zararın içerisinde faiz alacağını da barındıran 68.180 TL tutar üzerinden hesap edildiği görülmüştür. Alacağın 43.426,11 TL sinin temerrüt faizine ilişkin olduğu belirgin olup, bu tutar için ayrıca munzam zarar istenebilmesine olanak yoktur. Konuya ilişkin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 121. maddesinin son fıkrasındaki (818 Sayılı Borçlar Kanun'unun 104/son maddesi) hüküm, hiçbir tereddüde yer vermeyecek bir açıklıkla, geçmiş günler faizinin ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı, faiz borcuna ayrıca faiz yürütülemeyeceğini öngörmektedir. Bu kuralın doğal sonucu faiz alacağı için munzam zarar istenememesidir. Asıl alacağın davadan önce işleyen faiziyle birlikte hüküm altına alınmış olması, faiz alacağının hukuki niteliğinde bir değişiklik meydana getirmez. Borçlu yönünden bu bir faiz borcudur. Bu durum karşısında, iddia olunan munzam zararın ana para alacağı olan 24.754,81 TL üzerinden hesaplanması gerekirken, içinde faiz alacağını da barındıran 68.180 TL üzerinden hesaplanması hatalı olmuştur. Bununla birlikte dava konusu edilen bakiye alacak tutarı ile ilgili olarak taraflar arasındaki dava sonucu verilen ...5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/304-798 sayılı kararında fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup, karar bu haliyle kesinleşmiştir. Açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunması olumsuz bir dava şartı olduğundan, bu husus mahkemece kendiliğinden nazara alınmalıdır. Mahkemece belirtilen bu gereklere uyulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 990.- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.