(2004 S. K. m. 72)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı tazminat, menfi tespit, itirazın iptali davasına dair karar, davacı-k.davalı ve davalılar-k.davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Asıl dava kiralayan tarafından kiracıyla müşterek ve müteselsil kefillere karşı açılan haksız fesih sebebiyle tazminat istemine, birleşen 2010/590 esas sayılı dava hor kullanma tazminatının tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm tarafların vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1) Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre asıl davaya yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan birleşen davaya yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Birleşen davada, ferileriyle birlikte tüm alacak hakkında itirazın iptali istemiyle dava açıldığına göre Mahkemece sadece asıl alacak yönünden dava açılmış gibi sonuca gidilmesi doğru değildir.
3) Davalı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalıların kira sözleşmesine aykırı davranarak kiralanan aracı hor kullanarak arızalanmasına sebebiyet verdiklerini, aracın tamiri için yaptırılmış olan giderlerin ödenmesi amacıyla Antalya 12. İcra Müdürlüğünün 2010/21493 esas sayılı takip dosyasıyla icra takibine geçildiğini, davalıların itirazı sebebiyle takibin durduğunu belirterek davalıların icra takibine yönelik itirazının iptaliyle takibin devamına, %40 tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacı tarafın aracı kötü niyetli olarak teslim almadığını ve bulunduğu serviste çürümeye terk ettiğini ve akabinde araç üzerinde tespit yaptırarak tamir bedelini müvekkillerinden talep ettiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyuşmazlığa dair bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan raporda, yetkili servisin 1.9.2010 tarihli faturasına dayanak teşkil eden iş emrindeki iş ve işlemlerin bir kısmının kötü kullanımdan kaynaklandığı, bazı hasarların ise aracın uzun süre ve yeterince elverişli olmayan bir ortamda bekletilmiş olmasından doğabileceği, 8.318,74 TL fatura bedelinden davalıların sorumlu olması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınarak sonuca gidilmişse de bilirkişi raporu hükme esas alınacak nitelikte değildir. 10.11.2008 tarihinden sonraki bekleme sonucu oluşan zarar varsa bundan davalı sorumlu tutulamaz. Ayrıca kiralanan araçta değiştirilen parça değerlerinin kıymet tenzilinin (amortisman bedellerinin) ve hurda değerinin düşülmesi gerekmektedir. Bu hususlar değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna göre, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı sebeplerle asıl davada hükmün ONANMASINA, (2) ve (3) numaralı bentte yazılı sebeplerle birleşen davada hükmün BOZULMASINA ve onanan kısım için aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılardan alınmasına, 24.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy