(2004 S. K. m. 72)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde; davalıya ait konutu 15.7.2007 tarihli ve bir yıl süreli sözleşmeyle kiraladığını, kira borcuna karşılık davalıya her ay için 300'er liradan 12 adet senet verdiğini, 2008/0cak ayına kadar ilk 7 ayın borcunu ödeyip senetleri geri aldığını, 2008/Şubat-Temmuz arası aylara dair senetlerin ise kira borcu ödenmiş olmasına rağmen iade edilmeyip, davalı tarafından icra takibine konu edildiğini belirterek söz konusu icra takibi sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacı, birleşen davada senede dayalı takipten ayrı olarak davalının 2008/Şubat-2009/Aralık dönemi kira alacaklarına dair kira sözleşmesine dayalı icra takibi yaptığını, her iki takipte istenen ayların birbiriyle çakıştığını alacağın mükerrer olarak tahsil edilmeye çalışıldığını belirterek borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı vekili, icra takibine konu senetlerin ödenmediğini, ödendiği savunmasının yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, davacının ödeme savunmasının gerçeği yansıtmadığını, davacının kredi kartıyla yaptığı ödemelerin davalının işyerinden yapılan alışverişin karşılığı olduğunu savunmuştur. Mahkemece kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı kiracı menfi tespit davasında, 14.10.2009 tarihli icra takibinin dayanağı senetlerin kira karşılığı olarak verildiğini, bundan ayrı olarak Şubat/2008-Aralık/2009 dönemi için kira sözleşmesine dayalı takip yapıldığını, her iki icra takibine konu edilen ayların mükerrer tahsilata yol açtığını, takibe konu senetlerin de ödenmek suretiyle bedelsiz kaldığını belirterek menfi tespit isteminde bulunmuştur. Davalı kiralayan ise, senetlerin kira karşılığı alınmadığını belirtmiş ise de senetleri hangi sebeple elinde bulundurduğunu açıklamamıştır. Menfi tespit istemine konu senetlerde nakden ibaresi bulunmamaktadır. Bu durum karşısında mahkemece senetlerin hangi hukuki ilişki sebebiyle elinde olduğu davalıdan sorularak ve bu yolda taraf delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru değildir.
Hüküm, bu sebeple bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı H.M.K.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek H.U.M.K.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy