(4721 S. K. m. 6)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık, ziynet eşyalarının mümkünse aynen iadesi, aksi halde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacıya düğünde 11 adet yumurta kilitli altın bilezik ile 1.350,00 TL değerinde altın set takıldığını, davalının bu altın bilezikleri ve set takımını müvekkilinin rızası dışında bozdurup bedelinin bir kısmını göz ameliyatında, kalanını ise kendi ihtiyaçları için kullandığını belirterek 11 adet bilezik ve set takımının aynen, aynen tesliminin mümkün olmadığı takdirde değerleri toplamı olan 12.900 TL.nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının, evlendikten sonra altınlarını 26.2.2008 tarihinde Ereğli Ziraat Bankasında bulunan ve kendi adına olan kiralık kasaya koyduğunu, 17.2.2009 tarihinde ise altınlarını alarak kasayı kapattığını, 2 adet bileziğini kendi babasına borç olarak verdiğini ve bunların babası tarafından iade edilmediğini, 1 adet bileziğini de bozdurarak öğrenim kredisi borcunu ödediğini, davacının kalan bileziklerini de satarak paraya çevirdiğini ve parayı ne yaptığını da bilmediklerini, duyduklarına göre davacının altınlarını satarak paraya çevirdikten sonra 2009 yılının Mart ayında yaklaşık 9000-10.000-TL tutarında Ereğli İş Bankası şubesinde bir hesap açtırdığını, altın setini ise davacının A... kuyumcusunda başka bir set ile değiştirdiğini ve bu seti eşyalarıyla birlikte götürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın davaya konu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu sebeple evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, davaya konu 11 adet bilezik ve 1 adet altın setin, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, davalı tarafından alınarak bozdurulduğunu ve iade edilmediğini ispat yükü altındadır.
Olayımıza gelince, davacı kadın evi terk ettiği tarih itibariyle davaya konu ziynet eşyalarının davalıda kaldığını, davalı tarafından satılarak bir kısmının davalının göz ameliyatına kalan kısmının ise kendi ihtiyaçları için harcandığını ve daha sonra kendisine iade edilmediğini, dinlettiği tanıkların beyanıyla kanıtlayamamıştır. Bununla birlikte davacı, delilleri arasında açıkça yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya ziynetlerin elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu, davalı tarafta kaldığı konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı H.M.K.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek H.U.M.K.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy