MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiracılığın tespiti ve ihtiyati tedbir
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kiracılığın tespiti ve ihtiyati tedbir davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, asıl dava ve birleşen dava kiracılığın tespiti ve çekişmenin giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece asıl davada ihtiyati tedbir isteminin kabulüne, davacının kiralanandan tahliyesi işleminin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verildikten sonra, davalı vekilinin tedbir kararının kaldırılması yönündeki talebinin reddine dair verilen karar davalı vekili tarafından, birleşen davada ise davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, kiralanan taşınmazın 6570 sayılı yasaya tabi olduğunu, süresinde bildirim yapılmadığını müvekkilinin haziran ayı kirasını da yatırarak sözleşmenin yenilenmesini sağladığını, belirterek tahliye işlemlerinin İhtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verilmesi ve sonucunda kiracılığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davacının tahliyesi işleminin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verilmesi üzerine davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik talebi mahkemece reddedilmiş, karar davalı vekili tarafından HMK 394/5 gereğince temyiz edilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nunun 391/3 Md. ile getirilen ve mülga 1086 sayılı HUMK’nunda bulunmayan düzenleme ile ihtiyati tedbir isteğinin reddine dair verilen veya itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yolu açılmış olup mahkemelerce bu konuda verilen kararlar öncelikle incelenip, kesin olarak karara bağlanacaktır. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici bir hukuki korumadır. 6100 sayılı HMK’nın onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi 389.madde başlığında “geçici hukuki korumalar“ altında nitelendirilmiş ve aynı maddenin birinci fıkrasında “ mevcut durumda
meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar da duraksamaya yer bırakamayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür gösterilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre mahkemece, davanın ve uyuşmazlığın esasını halleder şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi HMK’nun 394/5’ne aykırı olduğundan mahkemece davalı vekilinin itirazının kabul edilerek tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, mahkemenin ihtiyati tedbir isteminin reddi ile ilgili kararına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden mahkemenin 09/10/2012 tarihli kararının ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin asıl davada ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik talebin reddine ilişkin 16/10/2012 tarihli kararının 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA ve onanan kısım için davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy