MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde, 01.10.2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile davacılara ait işyerinde kiracı olan, davalıya 14.10.2010, 25.01.2011, 11.02.2011 ve 15.06.2011 tarihli ihtarlar gönderilerek kira paralarının ödenmesinin istendiğini, ayrıca 01.10.2011 tarihli ihtar gönderilip kira sözleşmesinin kira süresi bitiminde yenilenmeyeceği bildirilerek kiralananın tahliye edilmesinin istendiğini ancak tahliye etmediğini belirterek kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde,davacı tarafça gönderilen ihtarların Borçlar Kanunu’nun 260.maddesinde gösterilen şartları taşımadığını, temerrüt nedeniyle tahliye koşulları oluşmadığı gibi iki haklı ihtar nedeniyle tahliye koşullarının da oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kira süresi bitiminde kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğine ilişkin ihtar gönderilmesi nedeniyle tahliye koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacıların daha sonra malik oldukları kiralananda davalının 01.10.2009 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiracı olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesine göre kiralananın fırın olarak işletilen dükkan vasfında olduğu, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6570 sayılı yasa kapsamında kalan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'ndaki düzenlemeye göre de çatılı işyeri olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar vekili, dava dilekçesinde açıkça bir tahliye sebebi göstermemiş, 07.03.2012 tarihli duruşmadaki imzasız beyanında ise davayı “kira sözleşmesinin bitimi nedeniyle tahliye davası olarak” nitelemiştir. 6570 sayılı yasanın 7.maddesinde tahliye sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup, bu yasa kapsamında kalan kiralananlar hakkında süre bitimi nedeniyle tahliye istenemeyeceği gibi, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 347.maddesinde de konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin ancak on yıllık uzama süresi sonunda bildirim yoluyla kira sözleşmesine son verebileceği belirlenmiştir. Aynı Kanun'un 350. ve müteakip maddelerinde ise, kira sözleşmesinin hangi hallerde dava yoluyla sonlandırılacağı düzenlenmiştir. Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalı kiracıya kira bedellerini ödememesi nedeniyle birçok kez ihtar gönderildiğini bildirmiş ise de söz konusu ihtarların hiçbirisinde davalıya yasal 30 günlük ödeme süresi verilmediğinden, ihtarların 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 315/son (Borçlar Kanunu’nun 260.)maddesine uygun temerrüt ihtarı olarak nitelendirilemeyeceğinden temerrüt nedeniyle tahliye davası koşulları da oluşmamaktadır. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 07.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy