MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Eşya alacağı
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, çeyiz eşya senedine dayalı olarak senette belirtilen eşya ve ziynetlerin aynen iadesine, mümkün değilse bedeli olan 60.000 TL'nin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davalı ... hakkındaki davanın reddine, davalı ... yönünden dava konusu edilen ev eşyalarının aynen iadesine, mümkün değilse bedeli olan 3.550 TL'nin tahsiline, ziynet eşyalarına ilişkin istemin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı kayınpeder ...'un davada dayanılan 04.01.2001 tarihli eşya senedinde yazılı eşya ve ziynetleri teslim edip, davanın diğer taraflarından ayrı bir evde ikamet etmesine göre temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili, dava dilekçesinde müvekkilesinin davalı ... ile evlenmesi sırasında davada dayanılan eşya senediyle, senette yazılı bulunan ziynet eşyaları ve diğer eşyaların davacı tarafından davalılara teslim edildiğini, daha sonra taraflar arasında geçimsizlik çıktığını ve davalı eşin davacıya şiddet uygulayarak, ortak konuttan attığını, davacının giysilerini dahi alamadan evden ayrılmak zorunda kaldığını belirterek, çeyiz ve ziynet eşyalarının aynen iadesini, mümkün olmazsa bedelinin tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili, davanın haksız ve yersiz açıldığını, dayanılan senedin düzenleme tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğradığını, çeyiz senedinin örf ve adet gereği imzalandığını, davalı ...'a herhangi bir eşya teslim edilmediğini, kaldı ki tarafların evlenmesinden sonra ayrı bir eve çıktıklarını, davalı ...'a bir husumet yöneltilemeyeceğini, senette yazılı rakam ve miktarların gerçeği yansıtmadığını, davacının da senette yazılı eşyalara bir katkısının olmadığını, evin ve eşyaların kontrolünün davacıda olup, ziynet ve şahsi eşyalarını alarak ortak konutu terk ettiğini, aksini davacının kanıtlaması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı, dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
Dosya kapsamı itibariyle davacı ile davalılardan ...'un 27.08.2001 tarihinde evlenmeleri sırasında 04.11.2001 tarihli eşya senedi senedi düzenlenmiş, bu senet ile senette yazılı diğer eşyalarla birlikte 700 gram 22 ayar ziynet eşyası da, davacının babası Nuri Seçilir tarafından her iki davalıya teslim edilmiştir. Davacı, davalı eşi ile aralarında yaşanan geçimsizlik nedeniyle kendisine şiddet uygulanarak ortak konuttan atıldığını, bu nedenle ziynet eşyalarını alamadan evden ayrıldığını belirterek, aynen iadesi, mümkün değilse bedellerinin tahsili için işbu davayı açmıştır. Uyuşmazlığa ilişkin olarak duruşmada dinlenen davacı tanıkları, davalı kayınpeder ...'un tarafların kavga ettiğini bildirmesi üzerine, evlerine gittiklerinde davacının darp edilmiş olduğunu, davalı ...'un elinde bıçak bulunduğunu, davacıyı elinde zor kurtardıklarını, davacının giysilerini dahi alamadan evden ayrılmak zorunda kaldığını, bu şekilde evde kalan ziynet eşyalarının sonradan da davacıya iade edilmediğini beyan etmişlerdir. Nitekim ...e 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2010 / 632 esas 2010 / 718 karar sayılı dosyasında görülen davada 25.07.2010 tarihinde meydana gelen olayda davalı eşin davacıya karşı kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu şekilde davacı, evden son ayrıldığı tarih itibariyle dava konusu edilen ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu, ortak konuttan ayrıldığı sırada alamadığını, davalı tarafta kaldığını kanıtlamış olduğundan, mahkemece ziynet eşyaları yönünden de davalı ... hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (2) No'lu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy