MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkına konu edilen payın iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Davalı vekili, 18.07.2012 tarihli cevap dilekçesinde önalım davasına konu payında aralarında bulunduğu taşınmazların paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip, her bir paydaşın belli bir kısmı kullandığından bahsederek fiili taksim savunmasında bulunmuş, yapılacak keşif ile fiili taksim olgusunu ispat edileceğini beyan etmiş bu savunmasını da yargılamanın diğer aşamalarında tekrar etmiştir. Mahkemece fiili taksim savunmasına ilişkin davalı delilleri toplanmadan, dava konusu taşınmazda fiili taksim olmadığı, davalıya dava konusu taşınmazda hisse satan ... ile dava konusu taşınmazın diğer maliklerinin de maliki oldukları diğer taşınmazlarda fiili taksim olgusunun söz konusu olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin fiili taksim beyanına itibar edilmeyerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, fiili taksime ilişkin davalı delilleri ile gerektiğinde davacı tarafın karşı delillerinin toplanıp gerektiğinde dava konusu taşınmaz bazında keşif yapılarak taraf tanıklarının dinlenip sonucuna göre fiili taksim olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile fiili taksim savunmasının gözardı edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.