MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Eşya alacağı
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, ziynet eşyaların iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, tarafların Uşak Aile Mahkemesinin 2008/...Esas, 2010/... Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını,düğünde davacıya takılan 8 adet bilezik, 25 gramlık 1 adet künye, 22 adet küçük altın ve yarım metre de altın zincirden oluşan ziynet eşyalarının davalı tarafından alınıp iade edilmediğini belirterek,ziynet eşyalarının aynen iadesine, aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili,cevap dilekçesinde,davacıya düğünde talep edilen sayı ve nitelikte ziynet eşyası takılmadığını,takılan 6 adet bileziğin davacının rızası ile bozdurulup davalı adına kayıtlı daire için harcandığını, 2 adet bileziği davacının babasına borç olarak verildiğini, künye ve zincirin eve hırsız girmesi sonucu çalındığını, 6 adet küçük altını da davacının bozdurup kendisine yüzük aldığını, davalıda davacıya ait ziynet eşyası kalmadığını, kaldı ki boşanma davasından anlaşılacağı üzere davalının bir başkası ile gönül ilişkisine girdiğini,davalının bağıştan rücu ettiğini, bu nedenle davacının ziynet eşyası talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin bağıştan rücu şartlarının gerçekleştiği yönündeki temyiz itirazlarına gelince:
Borçlar Kanunu'nun 244.maddesi uyarınca, bağışlanan bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir cürüm işlerse ya da bağışlanan bağışlayana ya da ailesi için kanunen mükellef bulunduğu vazifelere karşı ehemmiyetli bir surette riayetsizlikte bulunursa,bağışlayan bağıştan rücu ile bağışlanan elinde ne kalmış ise onun iadesini dava edebilir. Rücu sebebi bağışlananın bir fiilidir. Fiilin tamamlandığı anda bağışlayanın rücu hakkı doğar.
Olayımıza gelince; Davalı, davacı eşin sadakatsiz ve güven sarsıcı eylemlerini Borçlar Kanunu'nun 244/2 maddesindeki (bağışlayana karşı mükellef olduğu vazifelere karşı ehemmiyetli bir riayetsizlik) sayarak evlenirken davalıya bağışladığı ziynetlerin davacı tarafça iadesinin istenemeyeceğini savunmuştur. Taraflar arasında görülen Uşak Aile Mahkemesinin 2008/1141 esas ve 2010/733 karar sayılı kesinleşmiş boşanma ilamı incelendiğinde “...davacı kadının evlilik birliği içinde henüz boşanma gerçekleşmeden başka bir erkekle kaçıp duygusal ilişki yaşadığı,böylece davacı kadının evlilik birliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri ihlal eden ağır kusuru bulunduğu...” kabul edilerek boşanmaya karar verildiği görülmüştür. Kesinleşmiş boşanma ilamı ve boşanma gerekçesi karşısında davacı kadının davalı eşe karşı sadakatsiz ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunun ve Borçlar Kanunu'nun 244.maddesi gereğince davalı koca yönünden bağıştan rücu şartlarının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Ancak,dosya kapsamından davacı kadın tarafından talep edilen ve mahkemece davalıda kaldığı kabul edilen ziynet eşyalarının tümünün davacı koca ve ailesi tarafından takılıp takılmadığı anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahkemece,davalıda kaldığı kabul edilen ziynet eşyalarının(6 adet bilezik, 50 cm zincir) düğünde davacıya davalı koca veya ailesi tarafından mı yoksa davacı kadının ailesi tarafından mı takıldığı araştırılarak,ziynetlerin davalı tarafça takıldığının tespiti halinde bağıştan rücu şartlarının gerçekleşmesi nedeniyle bu ziynet eşyaları yönünden davanın reddi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ;Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.